Yangınlardayım yar,
Buram buram yanıyorum,
İnceden inceye tütüyorum,
İnce bir sızı var yüreğimde,
Tükeniyorum…
Susuyorum,
Sustukça sıra yine bana geliyor,
Resmiyle konuşuyorum,
Nasıl da gülümsüyor kahrolasıca gözleri,
Bilirim,
O, rol yapınca da güzeldi...
Gökyüzüne asarken yalnızlığımın senfonisini,
Kaydıraktaki bir çocuğun korkusuyla sevinci arasında,
Gidip gelmelerime denizin git gelleri de eklenince,
Uzaklardan bir martı alaycı alaycı nasıl da bakıyordu,
O gak! derken guk! dedim,
Beni sevmiş olmalı,
Bilmem nasıl kandım tatlı sözüne,
Bakıp bakıp durdum o son resmine,
Sonunda büründüm hicran közüne,
Hasret ateşinde piştim de yandım.
Gözümden dökülen yaşlar sel oldu,
ŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam)
Doğum tarihi: 29 Ekim 1943
Ölüm tarihi : 15 Ekim 1986
Kadın ‘Hoşça kal.‘ dedi adama,
‘Tüm vedalar hoşça kal ile başlar.‘ dedi adam,
‘Güven vermiyorsun, seni kalbimden çıkardım,
Ama sevdim, seni çok sevdim.’ dedi kadın,
Dilimde bir yalnızlık şarkısı,
‘Gurbet o kadar acı ki ne varsa içimde,
Hepsi bana yabancı, hepsi başka biçimde.
Ne bir arzum ne emelim, yaralanmış bir elim,
Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde’
Haydi şimdi gökyüzüne bak,
İkimizin de baktığı yere,
Ne güzel, ne hoş,
Beyaz beyaz yağıyorsun,
Hele tenimi okşaman yok mu,
İçimi bir hoş ediyorsun...
Sizin oralarda şimdi kar varsa da bilemem,
Bizim buralara bardaktan boşanırcasına,
Öyle çok yağmur yağıyor ki,
Rüzgar eşlik ederken yalnızlığıma,
Canım hiçbir şey yapmak istemiyor,
Bir de uyku bastırıyor ki sorma…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!