VERİRDİM
Ondan ne zaman ayrılsam,
''Sevgimle kal, hep bende kal.'' derdim,
Bunu derken candan derdim,
İçimi acıtsa da o benim tatlı derdim,
Bir zamanlar bu evde hayat vardı,
Güneş sanki en önce bu eve doğar,
Pencerelerinin önüne kuşlar konardı…
İçeriden bir kadın çocuklarına seslenirdi:
’ Sabah oldu, haydi yavrularım uyanın! ’
ŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam)
Doğum tarihi: 29 Ekim 1943
Ölüm tarihi: 15 Ekim 1986
Rüyamda bir bahçe uzanıyordu,
Yolları gümüşle kaplamalıydı…
Dilimde bir yalnızlık şarkısı,
‘Gurbet o kadar acı ki ne varsa içimde,
Hepsi bana yabancı, hepsi başka biçimde.
Ne bir arzum ne emelim, yaralanmış bir elim,
Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde’
Haydi şimdi gökyüzüne bak,
İkimizin de baktığı yere,
Ne güzel, ne hoş,
Beyaz beyaz yağıyorsun,
Hele tenimi okşaman yok mu,
İçimi bir hoş ediyorsun...
Sizin oralarda şimdi kar varsa da bilemem,
Bizim buralara bardaktan boşanırcasına,
Öyle çok yağmur yağıyor ki,
Rüzgar eşlik ederken yalnızlığıma,
Canım hiçbir şey yapmak istemiyor,
Bir de uyku bastırıyor ki sorma…
Bahanesi bile olmaz, lüzumsuz yere sebep arama,
Gökyüzüne bakmamın tek gayesi gözlerindir,
Başka da iltimas, iltihak bekleme,
Ondan gayrı bir ittifaka bağlanmam,
Bir sıcaklık, bir berraklık, bir ışık ararım,
Bulamazsam, öyle de karanlık, böyle de karanlık,
sen aklıma
yağmur cama düşüyor
aklıma düştüğün kadar
bizim buralara yağmur düşmüyor
Aşağıda okuyacağınız yazı tamamen gerçek olup rahmetli babam Muhip Erdener SOYDAN’ın hayatının bir bölümünü kaleme aldığı, ancak babamın ölümünden sonra hatıra defterini okuduğumda öğrendiğim ve olduğu gibi aktardığım trajik bir aşkın hatırasını anlatmaktadır.
ZAMAN
On dokuz yaşında lise öğrencisi, hayatı toz pembe gören bir çağdaydım. Yıl, 1963 başlangıçları idi. Ayla ile arkadaşlığımız bir yıla yakın bir zamandır devam ediyor, gün geçtikçe bambaşka hisler bizi birbirimize görünmeyen iplerle bağlıyordu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!