Başımda bin bela, deliye döndüm,
Özümü kaybettim, ölüye döndüm,
İçimde yığınla cam kırıkları,
Sabır sabır dedim, veliye döndüm.
Taze açan güldüm, dalında soldum,
’ Simiteee.. taze,gevrek simitlerim varrrr... ’
’ Ver bakalım bana şurdan bir simit ’ dedim.
’ Vereyim abi ’ derken, gözlerinin içi güldü,
İndirirken kendinden büyük tepsiyi, başından düşürdü,
Kalan sekiz, on simit de çamurun içine...
Başladı yerden bir bir toplamaya...
Ciğerim yanıyor gardaş, ciğerim,
Şöyle buz gibi bir su versen de,
Kana kana, doya doya içsem,
Kesmez beni gardaş, yemin olsun,
Ben daha mini minnacık bir bebekken,
Tahta beşikte hıçkıra hıçkıra ağlamalarım,
Caddelerden, sokaklardan duyulurmuş,
Annem bir eli yemekte, bir eli bulaşıkta,
Mutfaktan koşarak gelirmiş,
Sana bakmak güneşe bakmak gibi bir şey,
Öyle yakıcı, öyle kavurucu,
Sanırsın ki birer ateş topu,
O baş belâsı gözlerin yok mu,
Kör olmayasıcalar,
Kurşun gibi, mavzer gibi,
Ne zaman uzun bir yolculuğa çıksam,
İki kişilik bilet alırım,
Delice seviyorum ya seni,
Yanıma almam kimseyi,
O koltuk boş kalır.
Vallahi dedi...
Ben demedim,
O dedi.
Bana dedi ki,
'' Baş tacısın '' dedi.
Estağfurullah, diyecektim,
BEKLENEN YOLCU
Bendeniz şip şak anlarım meseleyi icabında,
Nasıl izah etsem bu konuyu, şimdi şöyle oluyor,
Olmasına da, ne oluyor anlamış değilim,
Bir saniye, yarım kalmasın cümlem, burda kısa keseyim,
Bekliyorum.
Bir otobüs durağında,
Bekler gibi.
Karnı acıkan bir bebeğin,
Vakitsiz ve hesapsız saatlerde,
Sabırsızca anasını beklediği gibi.
Tıpkı mevsimler gibi,
Bir zamanlar ben de yazdım,
Hem yazdım hem okudum,
Kendi hikâyemi.
O zamanlar güzeldi her şey,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!