Sizin oralarda gün boyu duyulan çan,
Bizim buralarda ezan seslerine karıştı,
Yirmi dört saatimin,
Yirmi beş saati seninle dopdoluyken,
Tatlı bir yorgunluktur bendeki...
Yemeğin içine saçının bir tek teli düşse,
Ya da hasta olup burnu aksa sevgilinin, tiksiniriz,
Kötü sözler dökülecek olsa dudaklarından,
Dilleri zehir saçacak diye duymak istemeyiz,
Hele bir de kızgın kızgın bakıyorsa gözleri,
Arkamıza bile bakmadan, derhal uzaklaşırız,
Biraz hüzün, biraz neşe,
Biraz kül, biraz ateş.
Biraz yağmur, biraz güneş
Karıştırıyorum hepsinden birkaç ölçek.
Alın işte, size mutluluk reçetem.
Yarına çıkmaya senedim olmasa da,
Gözlerinin karasıydı karalanan
Sen ak ve pak,
İçin dışın bir.
Yüreğin pamuk misali yumuşak.
Senin kitabında “ sevgi” tükenmiş,
Kalmamış sende de son eseri.
Ey gönül….
Çok şey var söyleyecek,
Dünden kalan kırıntıları bir toplayabilsek.
Çok şey var anlatacak,
Yarına inat, bugün söylenecek…
Nerden geldik, nereye gidiyoruz,
Nasıl bulmak istiyorsan öyle bırak! ’ Bilirsiniz, tuvalet mevzuunda söylenmiş meşhur bir atasözümüzdür. Gittiğimiz her yerde gözümüze sokarcasına kocaman bir yazıyla yazmışlardır. Aslında şunu demek istemişlerdir yazanlar: ’’Hani bize zahmet olmasın sizin pisliklerinizi temizlemek... Usturuplu işeyin, sağa sola sıçratmayın,alın elinize fırçayı, sifonu da çekmeyi unutmayın.’’
Bir de ’ Arızaladır, kullanmayınız.’ yazısına rastlarsınız. Arızalı falan değildir, girin rahatça görün işinizi. Yol geçen hanına dönmesin diye bulunan pratik ama bana göre modası geçmiş inandırıcı olmayan bir yazıdır bu. Şu ana kadar, bu yazıdaki gibi gerçekten de arızalı olanına rastlamadım.Paşalar gibi girdim içeri, işedim, sifonu çektim, çıktım. Hem de buralarda işemesi daha rahat oluyor, arızalı diye hiç kimse uğramıyor, ne güzel, şahsıma mahsus tuvalet gibi...
Misafirlikte durum nasıldır peki? Hiç bir ev sahibi tabii ki ne yazılı ne de sözlü böyle bir uyarıda bulunmaz. ’ Yasak hemşerim. Giremezsiniz. ’ diyemez ama, misafir, tuvalete girip de,ortalığı kirletecek diye ödü kopar. Kendi pisliğimiz yetmezmiş gibi, bir de bu misafir çıktı başımıza diye düşünür.Hele yatılıysa bu misafir, eyvahlar olsun, bir de tuvalet sırası bekle işin yoksa. Hele bir de duş falan alacaksa, kim ister ki duş kabinine girilmesini.Asil türk milleti yine de misafirperverdir, kıymetinizi bilin, uçakta kokpite girmek bile yasakken, siz adamların yatak odasına bile giriyorsunuz.Örneğin benim durumum, bakın anlatayım:
O kadar yol gitmişim, adresi bulana kadar kan ter içinde kalmışım, bir de yolda sıkışmam mı?
Başıma ne geleceğini bile bile,
Kasiyer kıza gıcırından bir yüzlük uzattım,
Bozuk olsa vereceğim, dükkan benim de,
Cüzdanımdaki son para...
Evirdi çevirdi, kolunu gözüme sokar gibi,
Işığa tuttu, bir paraya bir bana baktı...
Kasap önünde yalanıp duran aç kediler gibi olamam,
Tavus kuşunun da albenisi vardır ama eti yenmez,
Nü tabloları yapan ressam da,
Filmlerdeki en cesur pozların senaristi de olamam,
Olamam efendim, bu ayıplarınıza ortak olamam.
Bilmem ne kadar kapak toplanırsa,
Veriliyor ya engelli arabası,
Kapaksız neden verilmiyor,
Hakkında ayet mi var?
Nedir bu maskaralık?
Milleti maymuna çevirdiniz,
ŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam)
Doğum tarihi: 29 Ekim 1943
Ölüm tarihi :15 Ekim 1986
Kapat telefonu güzel kız




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!