hele bir istekler karşılanmasın,
şu eve bir gün ekmek girmesin bakalım,
seyreyleyin neler oluyor,
önce sözlü tacizler,
psikolojik soğuk savaş,
ardından misliyle karşılık top atışları,
Mezopotamya kralının kızı mısın,
Nemrud'un bilmem kaçıncı göbekten torunu mu?
Bu havaların kime?
Bak cilalı güzel,
Ne diyeceğim sana,
Çeşmeye bir tutarsam yüzünü,
Sevdamı satırlara kaneviçe gibi işleyen benim,
Benim yirmi dokuz harfte can çekişen,
Kalemim yazarken kurşunu içime giren,
Astarsız cilasız, sensiz yüzüm gülmeyen...
Olmadı, olmayacak,
Senden başka başyapıtım, eserim.
Tanıdık geliyor bu yüz,
Uzaktan seçemedim,
Hele az daha yaklaşayım dedim,
İki dirhem bir çekirdek,
Kuru üzüm, beyaz leblebi,
Taze yemiş, çitlembik,
Çalıkuşu misali daldan dala atladın
Bir ileri bir geri, amma da çok zıpladın
Hünerli cambaz gibi, ip üstünde oynadın
Be insafsızın kızı, işin gücün dalgaymış
Başımda bin bela, deliye döndüm,
Özümü kaybettim, ölüye döndüm,
İçimde yığınla cam kırıkları,
Sabır sabır dedim, veliye döndüm.
Taze açan güldüm, dalında soldum,
’ Simiteee.. taze,gevrek simitlerim varrrr... ’
’ Ver bakalım bana şurdan bir simit ’ dedim.
’ Vereyim abi ’ derken, gözlerinin içi güldü,
İndirirken kendinden büyük tepsiyi, başından düşürdü,
Kalan sekiz, on simit de çamurun içine...
Başladı yerden bir bir toplamaya...
Vara yoğa bağırıyor
Nerde olsam çağırıyor
Hep kendini kayırıyor
Bıktım karı dırdırından
Dostlarımla kötü oldum
Rüya mıydı, serap mıydı bilemedim,
Baktığım her yerde gözlerindi karşıma çıkan,
Dengemi kaybedip paldır küldür caddenin ortasına düştüğümde,
Bir araba üstümden geçti,
Kalkamadım yerden, "ah kalbim!" dedim.
Ceylan gözlüm, şirin sözlüm,
Haydi, şimdi sevgiden bir uçurtma yap kendine,
Sal gökyüzüne,
Kanadına takılan ben olayım,
Garip garip yüzüme bakma öyle,
Bu mevsimde uçurtma mı olur diye,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!