Güllerin piri, şahı, ahududusu, balı,
Göze gelmiş sarmış bir dikenli karaçalı,
Bende kırık dökük kalp, ondaki ne ola ki?
Zedelenmiş garibim, yaprakları yaralı.
Bakmayacaktı öyle, kabahat bende değil,
o yasak, bu yasak, sevgi yasak,
aşk yasak, tutku yasak,
peki söyler misin, serbest olan nedir sevgili?
seni uzaklardan sevmek mi?
resimlerine bakıp bakıp, göz hapsine almak mı?
İmkânsızım, içimdeki sızım,
Keşke başlansaydı sil baştan tekrar hayata,
Seçseydin kendine beni meselâ,
Yakıştırsaydın yanına, taksaydın koluna,
Hiç düşünmeden "sen" derdim,
Ömrüm derdim, canım derdim,
Bu senden kaçıncı kaçışlarım?
Geceden sabaha bu ne bitmez sancılarım,
Gözümü açıyorum sen, kapatıyorum sen,
Lanet olsun, ölemiyorum da,
Uykumda sen, rüyamda sen,
Attığım adımlarda, oturduğum masalarda,
Dedim, sen nasıl bir şeysin tatlı şey,
Sana dokunmak yasak, sevmek yasak,
Anlamadım ki, bu nasıl mutluluk,
Bu ne biçim bir saadet?
Sen cana can katanım mısın,
Yoksa hep böyle umutsuz vakam mısın?
Dedim,
’’ Madem ki bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var,
canıma minnet, hiç gitme sen, kırk yıl yanımda kal.’’
Dedi,
Yolda yürürken bile adımlarımda sen varsın,
Boşuna değil seni özlemelerim, içimdeki volkansın,
Bendeki sessin, nefessin işte, cansın!
Bir bakışına, bir gülüşüne paha mı biçilir?
Sensin benim servetim, dünyadan vazgeçilir.
Bir bıçak sokulu kaldı ciğerimde, senden bana hatıra,
Kan revan içindeyim, anlasana...
Ölümden daha acıydı benden gidişin,
Nasıl oldu anlamadım, nemli gözlerle bana veda edişin.
Hiç hesapta yokken, mutluluklarımız bir anda acıya dönüştü,
Oysa tebessümlerimiz küçücük bir çocuğun gülen yüzüydü.
içim birazcık geçmiş,
azıcık uyumuşum,
sonra gözlerin geçti gözümün önünden,
masum birer çocuk gibiydiler,
ay görmeliydin pek de güzeldiler,
ve aslında gönlümdeki depremin,
Gözleri diyorum,
Karamelli çikolata,
Bir güzel pas alsam,
Seyrine doyum olmaz,
Top çizgiyi geçer geçmesine de,
Lakin ofsayta düşürürler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!