Aşağıda okuyacağınız yazı tamamen gerçek olup rahmetli babam Muhip Erdener SOYDAN’ın hayatının bir bölümünü kaleme aldığı, ancak babamın ölümünden sonra hatıra defterini okuduğumda öğrendiğim ve olduğu gibi aktardığım trajik bir aşkın hatırasını anlatmaktadır.
ZAMAN
On dokuz yaşında lise öğrencisi, hayatı toz pembe gören bir çağdaydım. Yıl, 1963 başlangıçları idi. Ayla ile arkadaşlığımız bir yıla yakın bir zamandır devam ediyor, gün geçtikçe bambaşka hisler bizi birbirimize görünmeyen iplerle bağlıyordu.
Ah! İki gözüm, sevinçle gülen yüzüm,
Bülbül gibi şakıyan dilim,
Huzur veren iç sesim, bitmeyen nefesim,
Ah! Yerinde duramayan kıpır kıpır eden onsekizlik kalbim,
Benim en değerli vefalı sahiplerim,
Beni bir çırpıda neden terkettiniz?
Resimlerine baktıkça içim ısınır,
Ateşler basar, buram buram yanarım,
Tarif edilmez bir duygudur bu,
Yaşatan sensen çekilir be gülüm,
Ah canım,
Yatmış olmalı,
Kalk hadi diyemedim,
Duymaz ki,
Bir derin uykudadır şimdi.
Farklıydık işte,
Yan yana hiç gelemedik,
Gelemezdik de.
Ben her gece uykuya dalarken,
Hisseder yüreğim,
Bilirim, uyku tutmaz,
Yıllar önce öğrenmiştik okulda,
Kelimeler devrik de olsa,
Her cümlenin sonuna,
Mutlaka konulurdu nokta.
Düşünüyordum,
Kaç fırtına gördüm, kaç soğuklar yaşadım,
Sokakların dili olsa da konuşsalar,
Adımlarım bile bana yabancı durdular,
Dolu dolu karlar yağdıkça başıma,
Ağaran saçlarım sızılarımın telleriymiş,
Sığınacak, baş koyacak bir omuz aradığımda,
Yaşım gelse bile seksene, doksana,
Yasım bitmez, bitmeyecek of aman!
Ayağım tökezlese derim ah anam!
Gencecik yaşta ölünür mü vah babam!
Ölüm! Bundan sonra senin adın kahpe olsun,
Bana güldü,
Gözleriyle güldü,
Çok şeker, ballı kaymak güldü...
O gülüşleri anasından almış besbelli,
Babasının gülü...
Oku Evlat Oku
Oku evlat oku,
Allah’ın da ilk emri “Oku” değil midir?
Ders çalış oğlum dedikçe,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!