Vecdi Murat Soydan Şiirleri - Şair Vecdi ...

Vecdi Murat Soydan

Ülkemiz üzerine oynanan oyunların evveliyatını özetlersek ortaya şu tablo çıkar: Yıllardır doğu ve güneydoğu bölgelerimiz hep bir sürgün yeri olarak görüldü. Gıcık gittiğiniz bir adam mı var,yaz iki satır şikayet dilekçesi, '' Sür doğuya, burnu sürtülsün.'' anlayışı ile hareket edildi. O bölgelerde yaşayan halkımız ekonomik,sosyal ve kültürel yönlerden eksik kalınca maalesef zamanla ön yargılarla hareket edilerek ikinci sınıf vatandaş algısı yaratılmak istendi. Devletimizin hizmetleri oralara istenilen seviyede gitmedi. Bir de 1980 ihtilali o bölge halkı ile askerimizi karşı karşıya getirdi. O dönemlerde cereyan eden hastalıklı kişilerin yapmış oldukları kişisel hatalar, kurumlara mal edilemez. Devlette devamlılık esastır. Kahraman, şanlı ordumuza zaman içinde iftira kampanyaları başlatıldı.Askerlerimizin köyleri yaktığı, o bölge halkına zulmettikleri algısı oluşturulmak istendi. Oralardaki toprak ağalığı saltanatının kökü bir türlü kazınamadı. Halka iş, aş imkanı sağlanamadı. Yeterli ölçüde fabrikalar kurulamadı, okullar açılamadı. Oralarda yaşayan kürt kökenli vatandaşlarımız, kardeşlerimiz okuyabilmek için bin bir zorluk ve çile ile batı illerine gittiler.Bir çoğu devletimizin üst kademelerinde görev aldı. Almaya da devam ediyorlar. Cumhurbaşkanları,Başbakanlar, Bakanlar, Valiler, Kaymakamlar,Müdürler, Doktorlar, Hakimler, Öğretmenler vb. her meslekten değerli insanlar, işte bu bölge coğrafyasından çıktı.



Tabi o bölgeler ihmal edilince, bölücü vatan hainlerine imkan doğdu. Cahil insanları kandırmak her zaman kolaydır. O bölgelerin yıllar öncesine dayanan ihmalleri maalesef bölücülerin ekmeğine yağ sürdü. Topraklarımız üzerinde rant sağladıkları için, o bölgelerin masum halkını kandırdılar.Bir de buna bazı devletlerin, ülkemizde karışıklıklar çıkarmak istemesi eklenince, zamanla öyle bir algı oluşturuldu ki; Türkiye Cumhuriyeti devleti toprakları üzerinde yeni bir coğrafyanın temellerini atmak için, o bölgelerde yaşayan masum halkımız üzerinde baskılar kuruldu. Askerine, polisine haince tuzaklar kuran, o bölgelerin her düzeyde kalkınmasını istemeyen malum güçler zaman zaman düğmeye basmak suretiyle halk ile güvenlik güçlerimizi karşı karşıya getirdiler ve çatışma ortamını doğurdular. Bunlara bir de geçmiş yıllardaki devlet politikalarındaki kararsızlıklar ve malum terör örgütlerini hafife almak eklenince, işte şimdiki tablo ortaya çıktı. Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı düşman bir halk oluşturmak istendi. Oysa o bölge halkıyla devletimiz arasında bir husumet asla olmamıştır. İş makineleri, kamuya ait araçlar neden yakılıp yıkılır sanıyorsunuz? Çünkü o malum güçler aldıkları emirlerle harekete geçiyorlardı da ondan. O bölgelerin kalkınmasını, gelişmesini istemiyorlardı.Durum böyle olunca; bölge halkı sindirilmek, korkutulmak istendi. Yol kesen, arabaları durduran, kimlik soran ve '' Buraların hakimiyeti bizden sorulur.'' imajı verilip,güvenlik güçlerimizi ve askerlerimizi pasifize etmeye çalışan malum güçler ortalarda cirit atmaya başladı.

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

ŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam)
Doğum tarihi: 20 Ekim 1943
Ölüm tarihi: 15 Ekim 1986



Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

Beni tanıyanlar ve yüz yüze görüştüğümüz kişiler bilir. Daha ‘’ dün ‘’ dediğimiz kısa zaman önce tükenmiş, bitmiş ve ölümün eşiğine gelmiş bir insandım. İnsan mıydım? Onu da bilmiyorum. Ruh ve beden sağlığım bozulmuş, dengem alt üst olmuştu. Gecelerim gündüzlerime karışmış, deyim yerindeyse yaşayan bir ölüye dönmüştüm. Günlerce, haftalarca kendimi toparlayamamıştım. Dışarıya bile çıkmak istemiyordum. Annemin, halime bakıp da, göz yaşları içinde ‘’ Ne olmuş sana böyle oğlum? Ben seni bu durumlara düşmen için mi doğurdum. Sana bir şey olmasın, bana olsun.’’ deyip, hüngür hüngür ağlamasını ve benim için Allah’a dualar etmesini asla unutmadım. Biliyordum ki, annem içten ağlamıştı, benim için ağlamıştı ve yürekten dua etmişti kurtulmam için. Anneme cevap bile verememiştim. ‘’ Kurtulacağım bu durumlardan, sen ne olur üzülme.’’ bile diyememiştim.

Yolda yürümek bile, bana çok ağır bir işkence gibi geliyordu. Başımı yerden kaldırmaya cesaretim ve isteğim dahi yoktu. Adım atacak takatim kalmamıştı. Merdivenleri çıkarken bile kaç kez sendelemiştim. Suskundum, konuşamıyordum. Davamda haklıydım, sesimi duyuramıyordum. Çünkü beni duymak istemiyorlardı. İçimden hep bağırmak geliyordu ama hep susuyordum. Biliyordum ki, ne kadar bağırırsam bağırayım, sonuç asla değişmeyecekti. Sürekli uyumak istiyordum. Uyudukça rahatlıyordum ama başım yine de çok ağrıyordu. Bedenim değil de, başım bedenime çok ağır geliyordu. Bana şu soruyu işte böyle bir halet-i ruhiye içinde sordular: ‘’Ölmekten hiç mi korkmadın? Ya ölseydin? ’’ O zaman onlara şu cevabı vermiştim. '' Ben, ölmekten değil; ölememekten korkarım.''

Bir suçluymuşum gibi hep yüzüme bakıyorlardı. Kimisi de halime acıyarak bakıyordu. Horlanan, dışlanan zavallı bir sokak köpeğine dönmüştüm. Yoksa benim ölümüm sokakta mı olacaktı? Gerçi bir ailem vardı ama, onlar da bana yabancı gibiydiler. Önümde iki seçenek vardı. Ya yarım bıraktığım işi tamamlayacak, ya da tam tersi kendimi değiştirecektim. Ama bunu düşünmek bile aylarımı aldı. Çünkü bir türlü düşünemiyor, kendimi toparlayamıyordum. İşe ilk önce, doktorumun bana vermiş olduğu ve beni günün 24 saati neredeyse uyutan, beynimi ve zihnimi uyuşturan ve beni aptallaştıran depresyon ilaçlarını çöpe atmakla başladım. Rus ruleti misali ya kazanacaktım, ya da kaybedecektim.Çünkü bu ilaçlar iyi kötü beni her şeye rağmen ayakta tutuyordu, en azından uyutuyordu.

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

Bir kez doğmuştum,
Sayende bin kez öldüm.
Öldüm, öldüm dirildim.
Her bir dirilmede, yarama tuz bastım.
Çürüdüm,lakin sevgin çürümedi gönlümde.
Şimdi benimle beraber sen de çürümeliydin.

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan


Kalbimdeki duruşunu seviyorum,
Öyle güzel yakışıyorsun ki,
Seni sevmek, bu dünyada yaptığım en güzel tercihti,
Geçici bir heves sanma, ömürlük bir sevda benimkisi.
Bakışına hastayım senin, asaletine hayranım,

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan



HATIRA

Hatıralar acı veriyorsa insana, o hatıra değildir.
Ya unutmaktır çözümü,

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

Her bir şey bir bir kopuyor hayatımdan,
Tesbih tanelerinin yerlere dağılıp kaybolması gibi,
Arkadaş, dost bildiklerim, sevdiklerim,
Canımı acıta acıta, ciğerimi söke söke,
Bir bir gidiyorlar,
Başım gövdemden kopuyor meselâ,

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

Bu sabah yüzümü yıkayacakken,
Yine aklıma düştün,
Nasıl unuturum bir tanem,
Hatırası var,
Dün gece yanağımdan öpmüştün.

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

Dilimde şeker, balsın,
Ne güzel tatsın,
Pas vermezsin kimseye,
Kız havan batsın!
Nazlısın, cilvelisin,
Bayıldım sana,

Devamını Oku
Vecdi Murat Soydan

Söylenecek bir şey kalmadı hayata dair,
Her şey söylendi, yazıldı, çizildi,
Ve yaşanmadan bitiverdi,
Bir ömür misali.
Ölü bir doğumdu aslında hayat,
Suni teneffüs bile kurtaramazdı,

Devamını Oku