Benim yalnızca sende yaşadığım,
çiçeklerin dilsiz hâli kadardır…
sessizce sana uzanan köklerinin
Her bir hücresine. Su verirsen yüreğinle,
bahar mevsiminin kokusuyla
sana muhtaç olduğunu
her fırsatta hatırlatır kendini.
Bazen hayat,
kendi çelişkileri içinde
bir vakum gibi çeker bizi içine;
renklerimizi soldurmaya,
umutlarımızı susturmaya çalışır.
Oysa hayatın unuttuğu bir şey vardır:
Senin ruhunun
Anka kuşu gibi
küllerinden yeniden doğacağını…
Ve her yeniden doğuşunda
biraz daha güçleneceğini,
unutmuştur hayat.
Sen,
ayakta dimdik durmayı
bir çiçeğin solmuş hâlinden
yeniden güneşi görür gibi öğrenirsin.
Yüreğin,
kurumuş bir toprağa su verircesine
kendi yaralarına dokunur.
Ve Anka'nın ruhu,
sessizce taşınır içinde…
bir ömürlük söz değildir yalnızca;
küllerinden yeniden doğmayı bilen
iki yüreğin arasında
kurulmuş görünmez bir gönül bağıdır.
Uzun yılların devamı
Bazen Sevdanın küllenmediği,
umutların solmadığı,
yüreğin hâlâ baharı beklediği
bir gönül bağıdır.
Ve belki de
bütün mesele şudur:
Ne kadar solarsa solsun bir çiçek,
yüreğinden su veren biri varsa
yeniden açmayı bilir.
Ne kadar savrulursa savrulsun insan,
içinde Anka'nın ruhu varsa
yeniden ayağa kalkmayı bilir.
Bizim hikâyemiz de
tam burada başlar…
Küllerin arasından yükselen
bir sevdanın sessizliğinde.
uzun yılların devamıdır anka kuşu....
Kayıt Tarihi : 1.09.2026 23:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!