Düşecekken,
Demirden ve kayadan bir duvara tutundum,
Sonra bıraktım ellerimi ve milyon kere düştüm yere,
Ama tek bir sefer çakıldım yere.
Ve öldüm…
Ben,
Sırtıma saplanan sancı o kadar ağırdı ki
Ayaklarım kırılacaktı sanki
Sen geldin
Sırtımı yasladım sana
Bir duvara, bir çınara yaslar gibi…
Aslında yazan da
Okuyan da yalnızdır!
Ama insan ya okurken,
Ya yazarken çoğalır...
Haydê dilê min,
Xwe bixemilîne!
Em dê îşev bikevin rêwîtiyên dûr,
Em dê stranan bêjin ku qet kes nebihîstiye…
Haydê dilê min,
Ne gördüm,
Kör oldum.
Ne gördüm ağladım bir çocuk kadar
Kör olmuş kadar…
Sonra birden, tüm bilyelerim dağıldı sokağa
Ben ölürken tutma beni
Bırak ellerimi,
Kimseler olmasın başımda
Yanı başımda…
Ben ölürken kimseler kalmasın yanımda
Gecenin bu vaktinde
Neyzen Tevfik ve Can Yücel'i dinlemek,
İyi gelmiyor bana...
Bilirim,
Küfür yakışmaz ağzıma...
Ne garip bir sonbahar,
Toprağa bu mevsimde düşer ustalar,
Nazımlar, Neşetler, Canlar, Kurtizler ve daha niceleri...
Hangi iklimde ölürse ölsün
Ustalar, sonbaharda düşer toprağa...
Her gece sana sarhoş oluyorum,
Hadi bu sefer sen bana küfret...
Çünkü her gün batışında,
Her gece ayazında,
Sana küfrediyorum...
Kalmak mı düşer bana
Gitmek mi yoksa?
Kalsam da
Gitsem de
Ağır vebal;
Yine benim boynuma,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!