Nerede o som sarısı, somon kızılı renkler
Şaha kalkmış zamanlar
Kar beyazı düşlerin, çimen karası, kırık mavi gülüşlerin
Kendini en çok aşka ve sabaha sakladığın, şaha kalkmış zamanların nerede?
Yittiler ve yuğulup geçmişin izine,
Seni unutturacak hiç bir şey yok elimde
Neye dokunsam, nereye baksam,
Hangi yollara düşsem,
Aklımda sen...
Hiçbir şey bulamadım,
Ya şans acemidir,
Ya da sen acemiyken,
Şans çalar kapını...
Ya şans ustadır,
Ya da sen ustasındır,
Ölmekten korkmam!
Yalandan korkarım ama
Serde erkeklik var!
Yemin ederim
Seni içmekten sakınmam asla!
Şöyle çapsız bir kar mı yağsa?
Zaten hava yeterince soğuk;
İliklerine işliyor adamın
Bu kuru soğuk,
Zemherinin tam ortasıdır üstelik…
Kimisi adam boğazlamaktan bahsediyor;
Mezhebi,
Meşrebi,
Ya da dili farklı diye ötekinin?
Oysa bir kuşun kanadının teline dokunmak;
Hani bazen sövmek istersin;
Kör kütük,
Beceremezsin...
Aklına Can Yücel gelir,
Neyzen olursun bir ara,
Kanın soğuk, maviye çalar rengin
Bir günü, bir de ateşi sever tenin
Rengine yürek aldanır
Bana,
Kor bir mavidir varlığın…
Yani gittin demek?
Öyle diyorlar…
Bir yandan,
İyi de olmuş gidişin…
Şiir gökyüzünü çatlatana ve toprak suya boğulana kadar kapama gözlerini!
Gökyüzünü kapkara bulutlar savaş alanına çevirene
Yeryüzü ağaçlara ve suya boğulana,
Ve şiirler çölleri yırtana kadar gözlerini kapama!
Gözlerini kapama ve başını dik gökyüzüne




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!