Kerem yanar iken gurbette ellerde
Aslı ateşine kül oldu sanki
Pelesenk olurken bu aşk dillerde
Hasret gözyaşları sel oldu sanki
Duyulmayan avaz hicranın adı
Bacası tütmeyen nice hanenin
Sinesinde hüzün derin keder var
Yanından habersiz ilgisiz gönlün
Vicdanda ederi değeri kadar
Vakurlu hallerde yetimce duruş
Kahır kokulu barut, namlu mahçup edalı
Beli kırık parmaklar, tetiklere sevdalı
Beden ruhuyla küskün, et demirle kavgalı
Şehit gazi harmanı, meydan kara bağladı
Yaralandı silahlar ve.. kurşunlar ağladı
Kahramanı bende saklı hikaye
Çıkmaz ol canan yar akıllardan
Olan olmuş giden gitmiş velakin
Malûm fi tarihli geçmiş yıllardan
Vuslat ki teselli belkide umut
Bir ezan sesiyle başladı vurgun
Günün seherinde lâl etti beni
Bir gönül ki kırgın biraz da yorgun
Yârin kapısına kul etti beni
Derk ettim dünyanın acıymış tadı
Bülbüllerden başka kuşlar da vardı
Gülistanın hüzünlü hazanında
Hicazdan nağmeler efkâr katardı
Sevdalar arşedir gam kemanında
Gönüllerde yükü hicran kadardı
Eylüle yüklenmiş hüznü hazanın
Sitemin mevsimde vurgun zamanı
Sevdanın bağrında demlenir gönül
Sonbahar vedanın durgun zamanı
Dökülen yaprağın hazin öyküsü
Haline sabret gönül hüküm zamana kalsın
Anlar halden sazende nağme kemana kalsın
Yanma derdinden yana açma sırrın ağyara
Topla başaklarını rüzgar samana kalsın
Diyarı gurbetten habersiz kaldım
Gönlümdeki hüzün sol yanımdandır
Sitemim o yare, sormaz halimi
Vuslatı hayalim hicranımdandır
Mahzun seherlerin mahmur sabahı
Mecnun'un yangınına kifayet etmez derya
İllaki rahmet ola yağmurlar çöle yağa
Leylaya haber salmaz o ki nara bulanmış
Aşık olan odur ki har ola küle yağa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!