Kıvılcımla başlar harın öyküsü
Kerem yangınında küle dönüşür
Gönülde demlenen hasret türküsü
Aşığın sazında tele dönüşür
Sinede beslenir sevda nüvesi
Sevda arşivinden bir hüzzam şarkı
Hüznünü sineme saldı sevdiğim
Arda kalan neyse alıp yanına
Gönül hülyasına daldı sevdiğim
Maziden ne varsa silindi izi
Dikensiz dallarda arama gülü
Hasretin mazisi şeyda şeydadır
Hicranı ararsan dinle bülbülü
Gülistan ezgisi şeyda şeydadır
Leylasına mahsus çöl hikayesi
Örülen duvarlar ardında mahkum
Dikenli tel örgü silahlı nöbet
Zamana itiraz vakte tahakküm
Hazin bir ömür sonu müebbet
Süregelen dava beklenen karar
Ayrılıklar hızlanınca azizim
Ya ölüme ya gurbete yol düşer
Gün gelince kesilince nefesler
Azrailin pençesine kul düşer
Neyin vardı neyin kaldı ardında
İster sevda olsun ister aşk adı
Mecnun'da tarifi vardı aslında
Mevlana'ya uzar bunun soyadı
Erenler gönlünde sırdı aslında
Maddeden farklıdır mana alemi
İbrahim'in Halil ile bağında
Bir kurbanlık koçta sırdı İsmail
Tevekkül sınandı Sebir Dağı'nda
İlahi rızaya erdi İsmail
Hacer'de tazarru mucize zemzem
Kimi bigânedir kimi dest-güzar
Kimi neşet kimileri matemde
Arar durur Mecnun çölde Leyla'yı
Sırr-ı hüveydadır malum âlemde
Maziye selam var an öncesinden
Sen bende gurbetsin ben sende sürgün
Yollara mı sitem etsem sevdiğim
Hicranın nabzında bunca seneye
Yıllara mı sitem etsem sevdiğim
Olmasın mı birkaç kelam sözümüz
Hazan mevsiminin hasatı hüzün
Bir farkı kalmadı gece gündüzün
Malûm seferlerin ilk menzilinde
Muradı olur mu şu gönlümüzün
Kışa beyaz kefen biçmekte sıra




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!