Gelip geçen şu yılların
Çoğu gitti azı kaldı
Fani olan ömrümüzün
Yazı gitti güzü kaldı
Bazen tatlı bazen acı
Vazgeçelim ben demekten
Hep beraber biz diyelim
Sen yerine lütfedip de
Saygı duyup siz diyelim
Yaşamanın hazı bunda
Gözyaşları aynı renkte olsa da
Her damlanın başka olur öyküsü
Demlenir gecenin loş ışığında
Teselliye medar bir köy türküsü
Duyulmayan sesler derin ve içten
Demir parmaklığın paslı kilidi
Müebbete mahkûm kör zindanında
Dönüşü olmayan çıkmaz sokağın
İsmi konulmamış son girdabında
İnsafsız vurgunlar darbesi beter
Böyle gitmez biliyorum bu hayat
Gel otur yanıma sır paylaşalım
Şöyle bir maziye biraz seyahat
Kaybolan yılları sor paylaşalım
Kalan ömür geçen yıldan habersiz
Hikayeler kırgın, masallar küskün
Zamana sitemli, diller perişan
Maziden alınan ödünç iki gün
Hatıralar suskun, haller perişan
Gönül hanesinin göçmüş mihmanı
Dökülürken birer birer yapraklar
Aralanır sonbaharın kapısı
Rüzgar ile sürüklenen gazelin
Hışırtı sesleri hazan çağrısı
Kalmayınca hükmü baharın yazın
Gönül gözüm a'ma dilimde tat yok
Sevgi kovanından bal gerek bana
Bülbülü gülşene davet eyledim
Dikensiz budaksız dal gerek bana
Nefs-i emmarenin hükmü berdara
Borç istedim bir bakışlık gözlerini
Farkını anlamak için dünyanın
Tuvaller aynı
İnsanlar aynıymış meğer
İsyankâr duygularımın
sınır tanımaz hercailiğini
avuçlarımda demlenen
dualarıma havale ediyorum
beni ben olmaktan alıkoyan
harici hücumlara




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!