Yusuf isen sal nefsini kuyuya
Kenan Diyarı'nda geda desinler
Duyur Davut gibi aleme sesin
Bu kubbede baki, seda desinler
Anlatmak istedim kendimi sana
Nasıl etsem bilemedim Samira
Varıp da yüzüne bakmak bir yana
Hitabımı bulamadım Samira
Cesaret lazımmış bende yok ondan
Mesafemiz gurbet sıla arası
Uzadıkça yollar uzuyur sanki
İflah olmaz imiş gönül yarası
Sızladıkça yürek sızlıyor sanki
Bilmez mi ki aşık hasreti gamı
sararınca yapraklar
hüzün düşer gönlüme sonbaharda
hasattan arda kalan meyveler
öğünü olmakta kuşların
uyanıyorum artık
hergün biraz daha erken
Doğu exspresinde yağmurlu birgün
Gidenlerin geri dönmediği
Sarı renkli istasyonda ineceğim
Tanıdığım yok
Tanıyanım yok
Özgürlük bu olmalı
Mevsimin tadı yok yıllarım bıkkın
Vaktimin zamanla savaşındayım
Mümkün mü gideni getirmek geri
Ben yarınlarımın telaşındayım
Bakınca gönlümün penceresinden
Ağlayacak halimize gülüyor
Gülünecek halimize ağlıyorsak
Vay halimize
Alıştıysak bunlara
Boşver gitsin...
Dikensiz dallarda arama gülü
Çilesiz sevdalar sevda sayılmaz
Terk edip gitmişse gülşeni bülbül
Aşkın kanununda şeyda sayılmaz
Sinene perçinle veda resmini
Rabbime en yakın anıma şahit
Emeğimdir göz nurumdur seccadem
Niyazımda yoldaş duamda sırdaş
Huzurumdur onurumdur seccadem
Huzurda duruşun müstesna adı
Bahtı kara gönül kırgın görünür
Yürekten yaralı yorgun görünür
Aşığın ahvali kendince olur
Sol yanından yana vurgun görünür
Sıradan bir günün yorgun adamı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!