Sen bende gurbetsin ben sende sürgün
Yollara mı sitem etsem sevdiğim
Hicranın nabzında bunca seneye
Yıllara mı sitem etsem sevdiğim
Olmasın mı birkaç kelam sözümüz
Hazan mevsiminin hasatı hüzün
Bir farkı kalmadı gece gündüzün
Malûm seferlerin ilk menzilinde
Muradı olur mu şu gönlümüzün
Kışa beyaz kefen biçmekte sıra
Ezanlar caminin, çan kilisenin
Hazzanlar havranın, davet sesidir
Öyle bir vatan ki binbir senenin
Harmanında hemhal tek ülkesidir
Kimi cemde kimi safta huzurda
Hızla tükeniyor takvimde yaprak
Huzuru ararken geçen her günde
Bir başka senede aynı kaygılar
Mazinden devreden üzüntüsünde
Yıllara ad olmuş sıralı mevsim
Turnalar mı yorgun düştü yollarda
Canan mı bildiğim yerden ayrılmış
Bahane değildir belki de yarim
Kimselere değil bana darılmış
Bahçevana sordum gülşen halini
Yanmayan bilemez alevi narı
Ateşin harını küle sordun mu
Buluta yol verip esen rüzgarı
Bad-ı saba ile yele sordun mu
Gülistana çökmüş her yandan hüzün
Vefanın tarifi yapılsın diye
Bülbülü göstermiş güle sormuşlar
Gönüle girmenin malûm sırrını
Kelamı göstermiş dile sormuşlar
Leylası var her aşığın şüphesiz
Anlatamam acizliğim bu benim
Dil yerine hesap sorsun mısralar
Bülbülün figanı dikenden yana
Gül yerine hesap sorsun mısralar
Gurbetten sılaya mesafe uzun
Bitmeyen yorgunluk varlıkta hiçlik
Ardından yolculuk habire telaş
Kervanlar belki de son seferinde
Varıp helallik al..sonra vedalaş
Sanma sakın hayat sonsuz ölümsüz
Çiçeklerde neşe baharda huzur
Bülbül halden hoşnut güller sueda
Gurbetten sılaya haber salınmış
Menzilin nabzında yollar sueda
Huzurlu mekâna amade dergâh




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!