Üşüyordu çerçeveler
Hasretin gölgesinde
Oysaki aylardan temmuzdu
Asıktı yüzleri bulutların
Siyahtan daha kara
Uzuyor mesafeler vakitler kadranında
Tükenen umutlarla nefessiz kaldı gönül
Sabrın tahammül hali sükûnet kararında
Teselliye ad oldu ve sessiz kaldı gönül
Darasını düşünce elde kalan netinden
Maziye yükleyip kurtarma günü
Diller hesap sorar günü gelince
Zamana mahkumsa gönül sürgünü
Kullar hesap sorar vakti gelince
Bülbül aşiyanda bekler baharı
Hız kesmeyen zaman tükenen vakit
Gidişin dönüşü olmayan sefer
Matemli gözlerle hüzünlü bakış
Bir ömür sürecek bitmeyen keder
Masal desem masal değil bu hayat
Issız kalan dünyamda sitemli sessizlik var
Ne yana dönüp baksam orada sensizlik var
Arzuların muradı hayaller sevgilisi
İflah olmayan aşkta hepten çaresizlik var
Sevdalar vatanı aşk diyarında
Gülistanın goncaları tarumar
Virane bağlarda ey nazlı canan
Divane bülbülün ahuzarı var
Dosta hane kıldım gönül evimi
Kovanlarım var diyorsun
Peteklerin balın nerde
Dünya bana dar diyorsun
Tutunacak dalın nerde
Aklın fikrin kalsın sana
Mevlana Yunus'ta Hacı Bektaş'ta
Muhabbet tadında nice haller var
Şeyda bülbül varsın hasret bağına
Gülşenin bağrında gonca güller var
Kimi aşık kimi veli diğergam
Mevlana'da huzur Yunus'ta mana
Gaye vuslat imiş yalnız Canan'a
Maksat inayetse içten yanana
Menzile varacak yolunuz var mı
Gülistana küskün taşı toprağı
Bitmeyen yorgunluk varlıkta hiçlik
Ardından yolculuk habire telaş
Kervanlar belki de son seferinde
Varıp helallik al..sonra vedalaş
Sanma sakın hayat sonsuz ölümsüz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!