İster sevda olsun ister aşk adı
Mecnun'da tarifi vardı aslında
Mevlana'ya uzar bunun soyadı
Erenler gönlünde sırdı aslında
Maddeden farklıdır mana alemi
İbrahim'in Halil ile bağında
Bir kurbanlık koçta sırdı İsmail
Tevekkül sınandı Sebir Dağı'nda
İlahi rızaya erdi İsmail
Hacer'de tazarru mucize zemzem
Kimi bigânedir kimi dest-güzar
Kimi neşet kimileri matemde
Arar durur Mecnun çölde Leyla'yı
Sırr-ı hüveydadır malum âlemde
Maziye selam var an öncesinden
Sen bende gurbetsin ben sende sürgün
Yollara mı sitem etsem sevdiğim
Hicranın nabzında bunca seneye
Yıllara mı sitem etsem sevdiğim
Olmasın mı birkaç kelam sözümüz
Hazan mevsiminin hasatı hüzün
Bir farkı kalmadı gece gündüzün
Malûm seferlerin ilk menzilinde
Muradı olur mu şu gönlümüzün
Kışa beyaz kefen biçmekte sıra
Ezanlar caminin, çan kilisenin
Hazzanlar havranın, davet sesidir
Öyle bir vatan ki binbir senenin
Harmanında hemhal tek ülkesidir
Kimi cemde kimi safta huzurda
Hızla tükeniyor takvimde yaprak
Huzuru ararken geçen her günde
Bir başka senede aynı kaygılar
Mazinden devreden üzüntüsünde
Yıllara ad olmuş sıralı mevsim
Turnalar mı yorgun düştü yollarda
Canan mı bildiğim yerden ayrılmış
Bahane değildir belki de yarim
Kimselere değil bana darılmış
Bahçevana sordum gülşen halini
Yanmayan bilemez alevi narı
Ateşin harını küle sordun mu
Buluta yol verip esen rüzgarı
Bad-ı saba ile yele sordun mu
Gülistana çökmüş her yandan hüzün
Vefanın tarifi yapılsın diye
Bülbülü göstermiş güle sormuşlar
Gönüle girmenin malûm sırrını
Kelamı göstermiş dile sormuşlar
Leylası var her aşığın şüphesiz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!