Ayrılık ateşi düşünce cana
Boğaz düğümlenir dil yaralanır
Hasret mızrap olur vurur sazına
Pençe yorgun düşer tel yaralanır
Esmez oldu bağda nesimi bahar
Yıllarca boşuna nefes tükettim
Ziyan oldu günler yol yordu beni
Kurbanı olmuştum hüsnü niyetin
Vefadan nasipsiz kul yordu beni
Geç anladım belki geç idrak ettim
Sessiz aminlerde saklı duanın
Avuçlarda feryat figanı olur
Yardan yana efkâr yüklü acılar
Leyla hasretinin hüsranı olur
Şirin dağlarında Ferhat'ın sesi
Mübhem bekleyişte zaman aşımı
Sabrıma yükledim tüm telaşımı
Gidecek mekân yok alıp başımı
Benden bana giden yollar yoruldu
Dünyaya gelişin gidişi gerçek
Kısık ses radyoda hüzzam bir şarkı
Gül yaralı gonca mahzun dal yorgun
Sinede sükûnet gönülde efkâr
Mecalsizlik ahvalinde hâl yorgun
Nağmelerin vurgunları derinden
Mızrap mahzun pençe üzgün sazında
Düzen bozuk söz dağınık tel yorgun
Mevsimlerin sitem yüklü yazında
Bülbül göçmüş gül kurumuş dal yorgun
Arıların arar olmuş çiçeği
Gurbet vagonları raylarda yorgun
Hasret çığlıkları siren sesinde
İstasyon duruşlu bakışlar yorgun
Rötarlı vuslatlar gün ertesinde
Bank üstünde kedi aç ve uykulu
Gülşene uğradım hatır sormaya
Gördüm ki goncalar güller yorulmuş
Terk eylemiş bülbül gönül bağını
Vuslata ermeyen yollar yorulmuş
Kamberler Zeycanlar Ferhat Keremler
Hikayende aşktan yana iz yoksa
Bahsetme sevdadan dil yorulmasın
Kerem olup düşmemişsen gurbete
Gezme diyar diyar yol yorulmasın
Ferhat dağlarından yoksa haberin
Hasret nağme olur bazen bir şiir
Mısra mısra yağar gönül bağına
Dokunur goncaya seher şebnemi
Gamze olur düşer gül yanağına
Engel mi tanır aşk ferman mı dinler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!