Tuvaller kırmızı manzara siyah
Fırça sürgünleri palete mahkum
Ruhumun resmini çizene inat
Kefelerde azım kantarda yokum
Nereden nereye bu meçhul sefer
Denizlere küstü martılar
Oysaki balık çoktu
Çöplüklerin atıklarına razı oldular
Ürkütüldüler
Bir kahve içimlik varsa zamanın
Buyur gel kırk yılla hatır diyelim
Hayat bu geçecek bitecek ömür
Kalan vaktimize azdır diyelim
Varmışlar yokmuşlar kalsın kenarda
Bazen baş kaldırış bazen bir çığlık
Bazen bir yüreğin dilidir şiir
Hasret vurgunuyla divane düşmüş
Mecalsiz bülbülün gülüdür şiir
Türkü olur dilde söylenir her dem
Leylalar yangını çöllerde alev
Mecnun olunmuyor külden habersiz
Gülşende sessizlik halde sükûnet
Şakımaz bülbüller gülden habersiz
Muhabbet bilirdik aşk oldu adı
hiçliğimin resmiydi
dua ederken
avuçlarımda tövbelerimin
mahçupluğu
Kesişirse yolum bir gün bir yerde
Gözlerim yaşını salmasın yeter
Helallik isterim bir de hal hatır
Hesabım mahşere kalmasın yeter
Emek heba olmaz vefa yurdunda
Duvarlar örülü kaba ve kalın
Camlar demirlere yalvarır gibi
Neresine varsan nursuz mekânın
Azaplı kabire yol varır gibi
Bahçe boyu hudut çukur ve hendek
Marmara'da bir köy deniz kıyısı
Tekneler sıralı sefere hazır
Huzurun lâl olan sessizliğinde
Martılar korosu aşkı anlatır
Kahve eski bina duvar sıvasız
Ferhat Şirin dedi dağ yankılandı
Mecnun Leyla'sına inledi çöller
Kerem Aslı dedi gurbet dolandı
Bülbül figanını dinledi güller
Varsın yanan yansın maksat aşk ise




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!