Kemancı bilirsin anlarsın halden
Hüzzamın nabzında arşe inlesin
Mest olsun meyhane durmasın barmen
Saki haber salsın alem dinlesin
Mekanda sükûnet füsunlu gece
Kilimlerde motif oldum dokundum
Gergefin nakşına nazar eyledim
İlmiğinde şiir oldum okundum
Gönülden gönüle pazar eyledim
Taşıdı dününü tezgahlar güne
Gürültüsü çok olandan uzakta
Yalnızlığı yaşıyorum kendimce
Hayatın zorluğu neyse çilesi
Bir başıma aşıyorum kendimce
Yalın halin sessizliği sükûnet
Mehtabın gözlerle temas vaktinde
Bir sahil boyuna saldım kendimi
Eskimiş yılların son takatinde
Bendeki kendimden sildim kendimi
Sessizlik teselli belli bir yaşta
Gönül gergefine bir nakış işle
İlmik ilmik motiflere dil olsun
Aşıkana ilham dervişana yurt
Bülbül-ü şeydaya gonca gül olsun
Baharlar yaşansın hazanlar elbet
Mecnun olunmadan bulunmaz Leyla
Çölün yangınıyla tutuşmadıkça
İlahi davete lebbeyk sesiyle
Günün beş haliyle buluşmadıkça
Taşmadıkça gönül ağlanılmıyor
Bugün yine gurub vakti hüznüyle
Gecenin bağrına saldım kendimi
Hazanlar yurdunun sonbaharında
Goncasız gülşende buldum kendimi
Renk değişmiş kızıllığın tonunda
Bastığım topraklar azizdi her dem
Gördüm ki düştüğüm yollar kirlenmiş
Sözüm kifayetsiz kelimem hecem
Arzı halden aciz diller kirlenmiş
Ferhatlar yorulmuş bırakmış dağı
Varsın dağ incinsin vuslat aşkına
Külünk dile gelsin yollar konuşsun
Çağlasın suları Şirin sesiyle
Ferhat sevdasına diller konuşsun
Varsın çöl incinsin vuslat aşkına
Koğuşumun zulmet yüklü yüzünün
Göğe bakan penceresi dar bana
Uyku bilmez gözlerimde serzeniş
Takatsizim mecalim yok der bana
Zaman ağır adım, yerli yerinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!