Hamalız hepimiz ağır yükümüz
Diyardan diyara erdem taşırız
Aşkın dergâhından ehl-i dil ile
Üşenmek bilmeyiz her dem taşırız
Tasamız yürekten vurgunu beter
zamanı okurum her gece
yastığa koyunca başımı
satır satır
fısıldar kulağıma mazi
sağ yanıma dönünce
Eskiyen hatıranın yolda kayboldu çoğu
Bilemedik teselli böyle olmazmış meğer
Hikâyenin nihayet son buldu yolculuğu
Vakti gelmeden önce görünmez kardelenler
Saat tuttuk vakite tükettik tüm zamanı
Kadehler dağıldı döküldü bade
Sermeste mecalsiz meyhane kaldı
Saki halsiz masa kırık mey tatsız
Geride bir mekân virane kaldı
Gönülden vurgunlar görünmez artık
Varmışlı yokmuşlu masallar vardı
Mecnun oldu aşklar kayboldu çölde
Her aşık canına canan arardı
Keremdeki hasret yalnızca dilde
Ferhatlar Şirinler aşılmaz dağlar
Haline sabret gönül hüküm zamana kalsın
Anlar halden sazende nağme kemana kalsın
Yanma derdinden yana açma sırrın ağyara
Topla başaklarını rüzgâr samana kalsın
Hüsnüne ilişti bir anda gözüm
Cemalin nuruna hayran eyledin
Elde değil canan gönül bu işte
Bir anda ahvalim niran eyledin
Kapatma kapını ehli dil yolda
Olurya bir yudum suya gelirler
Sofranı açık tut gönlünü geniş
Zikire niyaza Hu'ya gelirler
Bir öğünlük varsa eyle ikramın
Hüznün veda vakti mevsim sonbahar
Ayaklar altında dökülen gazel
Yaşanmaz belki de böyle bir hazan
Vaktin bu haliyle buluşmaya gel
Renkleri utangaç biraz da mahçup
Hüznün yalın hali hazana veda
Her sonbahar ağlamaklı bulutlar
Çiçeklerde boynu bükük bekleyiş
Olmaz hayallere yüklü umutlar
Maziden kalanlar kof atıklarda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!