Tuvaller kırmızı manzara siyah
Fırça sürgünleri palete mahkum
Ruhumun resmini çizene inat
Kefelerde azım kantarda çokum
Nereden nereye bu meçhul sefer
Acının tadını bilir bu fani
Aşk ile yoğrulmuş bal getir bana
Ahlak-ı hasene tavr-ı insani
Edebe bürünmüş hâl getir bana
Ehl-i dilin sofrasından lokması
Hüzünle mi dolu kadehim saki
Ahvali perişan mestane gibi
Yudumu gam yüklü tatsız badeler
Düzeni bozulmuş virane gibi
Seslen kemaniye çalsın şarkımı
Eski bir albümün sayfalarında
Mazimi yaşadım daha dün gibi
Umutsuz bekleyiş boşa teselli
Gurbet ele mahkûm bir sürgün gibi
Karanlıklar gecelerin örtüsü
Ahiri bilinmez dehliz misali
Çıkışı olmayan yollar gibisin
Kasırga vurgunlu deniz misali
Nice bentler yıkan seller gibisin
Bir başka gününde zehir zemberek
Zincire vurulmuş köleler gibi
Hevanın esiri olmuş gibiyim
Talan olmuş bağda gonca misali
Dalında kurumuş solmuş gibiyim
Varlık veya yokluk farketmez bende
Ayrılığın vakti gelince ey yar!
Ayaklar meçhule yol alır gider
Dönüşü olmayan terk edişlerde
Maziden ne varsa yel alır gider
Veda edişlerin her hali hüzün
Bekle dedim gir gecenin koynuna
Sırdaşın say karanlıkla hemhal ol
Gelen gelsin engel koyma yoluna
Gamlı gönlün çek yükünü hamal ol
Ritmini say işit yürek sesini
Zamanı belirsiz veda vaktinde
Haber veremeden çekip gitmek var
Yaşlı gözler ile yolun sonunda
Hüznün son resmine bakıp gitmek var
Kiminin değeri kendinden menkul
Ne ise gönlünün arzusu dile
Tevekkül ufkuna dalıver gitsin
Var sen gözyaşını damlat mendile
İçinden gamını salıver gitsin
Efkârı sinenin bağrına yükle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!