Şevk-i mezidim ile bir hal-i şeb-i aşkta
Mutmain oldu gönül, zevk alınca badeden
Yazılmış değil hala name-i hicran güle
Ayrılmaz an-ı vahit şeyda bülbül bahçeden
Unutma baharı hazana bakıp
Goncalar açacak gül diye diye
Bahçevan çağırır gelince vakti
Seslenir bülbüle gel diye diye
Yorulduk belki de tükendi sabır
Biliyorum gideceğin diyarı
Yalvarıp yakarıp kal diyen olmam
Sanma ki ararım sorarım seni
Özledim çıkıp da gel diyen olmam
Şehrin en karanlık dar sokağında
Gülistanda tara savrulsun saçın
Bülbül hasretine güle dolansın
Bozulmuş ahengi nağmenin sazın
Düzenin aşkına tele dolansın
Gözlerinde gizle bakışlarını
Çekip de gittiğin o günden beri
Uzaklığın özde hasrete döndü
Tesellim olurdun rüyalarımda
Özlemin sinemde gurbete döndü
Anladım ki artık varmam imkânsız
Varmak ister isen gidelim dosta
Beraber çıkalım yol bizim olsun
Hazana kalmasın hüzün ayıdır
Bağbana haber sal gül bizim olsun
Aldırma dalında diken var diye
Rahimsin rahmetin merhametin var
Şaşırtma bizleri koyma narına
Sonsuz bir kudretin çok hikmetin var
İsmini zikreden dil hatırına
Mevcudatın muti isyandan hali
Aczimiz fakrımızla el açtık dergâhına
Biz mücrim kullarının sen bakma günahına
Er-Rahim'sin Allahım mazhar eyle affına
Rahmetin yağmur olsun gözler çöle cevrilsin
Yıkılsın şirkin putu hubelleri devrilsin
Yıkık duvar dibi çömelmiş çocuk
Karton kutularda günlük nafaka
Arada lütfeden zoraki bakış
Elde bozuk para niyet sadaka
Mevsim kışa doğru kasımın sonu
Taşları dağınık kaldırımların
Takatsiz yürüyen yorgunu oldum
Meçhule attığım ilk adımların
Mecali tükenmiş vurgunu oldum
Hayalimde bayram merasimi ben




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!