Leylalar yangını çöllerde alev
Mecnun olunmuyor külden habersiz
Gülşende sessizlik halde sükûnet
Şakımaz bülbüller gülden habersiz
Muhabbet bilirdik aşk oldu adı
hiçliğimin resmiydi
dua ederken
avuçlarımda tövbelerimin
mahçupluğu
Kesişirse yolum bir gün bir yerde
Gözlerim yaşını salmasın yeter
Helallik isterim bir de hal hatır
Hesabım mahşere kalmasın yeter
Emek heba olmaz vefa yurdunda
Duvarlar örülü kaba ve kalın
Camlar demirlere yalvarır gibi
Neresine varsan nursuz mekânın
Azaplı kabire yol varır gibi
Bahçe boyu hudut çukur ve hendek
Marmara'da bir köy deniz kıyısı
Tekneler sıralı sefere hazır
Huzurun lâl olan sessizliğinde
Martılar korosu aşkı anlatır
Kahve eski bina duvar sıvasız
Ferhat Şirin dedi dağ yankılandı
Mecnun Leyla'sına inledi çöller
Kerem Aslı dedi gurbet dolandı
Bülbül figanını dinledi güller
Varsın yanan yansın maksat aşk ise
Terk-i diyar edilince gülistan
Gonca küstü gülde matem başladı
İlhamıydı aşıkanın bu sevda
Bülbül sustu dilde matem başladı
Diken dala dal dikene sitemkar
Namen var mı ki yâre zarfında mazruf gibi
İsmin kalır mı baki tıpkı bir maruf gibi
Razı olmak var iken ilahi kaderine
Sevdanda hasis olma aşktan tasarruf gibi
Bir gurup vaktinin yansıyan resmi
Mecalsiz yılların son hatırası
Hicranın utangaç tavırlarında
Hasretin vuslatla açık arası
Tariflere sığmaz gün manzarası
Takvimin vedası son yaprağında
Beraber tükettik geçen her günü
Sizi bilmem ama fani alemde
Benimkisi hepten dünya sürgünü
Safımız bozulmuş karışık hiza




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!