Şu gönül sürgünü kemanla sırdaş
Hicazla el ele olmuş arkadaş
Bir gurup vaktinin gamlı seyrinde
Nağmenin bağrında hüznünü paylaş
Tambur mu ud mu kanun mu çalsın
Mecnun olunmadan bulunmaz Leyla
Çölün yangınıyla tutuşmadıkça
İlahi davete lebbeyk sesiyle
Günün beş haliyle buluşmadıkça
Taşmadıkça gönül ağlanılmıyor
Bugün yine gurub vakti hüznüyle
Gecenin bağrına saldım kendimi
Hazanlar yurdunun sonbaharında
Goncasız gülşende buldum kendimi
Renk değişmiş kızıllığın tonunda
Kırıksız düşüşler yaralı gönül
Sargısız bereler kanasın varsın
Yürek yangınında dumansız ateş
Sen ancak aşığı böyle yakarsın
Aleve aldanma inanma küle
Bastığım topraklar azizdi her dem
Gördüm ki düştüğüm yollar kirlenmiş
Sözüm kifayetsiz kelimem hecem
Arzı halden aciz diller kirlenmiş
Ferhatlar yorulmuş bırakmış dağı
Varsın dağ incinsin vuslat aşkına
Külünk dile gelsin yollar konuşsun
Çağlasın suları Şirin sesiyle
Ferhat sevdasına diller konuşsun
Varsın çöl incinsin vuslat aşkına
Koğuşumun zulmet yüklü yüzünün
Göğe bakan penceresi dar bana
Uyku bilmez gözlerimde serzeniş
Takatsizim mecalim yok der bana
Zaman ağır adım, yerli yerinde
Yar ile vuslat ister bi-çare garip gönlüm
Hasret-i cananıma koymasın düçar beni
Geçmez sandım zamanı aldattı fani alem
Korkarım halin nice sormasın yıllar beni
Dinledim kelamını ehli dil erbabının
Duruşunda bir vakar sözünde kudret gördüm
Terketmiş Lafügüzaf hayır üzere meclis
Nurani sohbetlerin özünde kudret gördüm
Ruhların tezyini, kelamda ahenk
Gönüller süruru, huzur kudretten
Nakşedilen alem, tuval rengarenk
İntizamla nizam, mesrur kudretten
İlişir gergeften nakışlar göze




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!