Varsın dağ incinsin vuslat aşkına
Külünk dile gelsin yollar konuşsun
Çağlasın suları Şirin sesiyle
Ferhat sevdasına diller konuşsun
Varsın çöl incinsin vuslat aşkına
Koğuşumun zulmet yüklü yüzünün
Göğe bakan penceresi dar bana
Uyku bilmez gözlerimde serzeniş
Takatsizim mecalim yok der bana
Zaman ağır adım, yerli yerinde
Yar ile vuslat ister bi-çare garip gönlüm
Hasret-i cananıma koymasın düçar beni
Geçmez sandım zamanı aldattı fani alem
Korkarım halin nice sormasın yıllar beni
Dinledim kelamını ehli dil erbabının
Duruşunda bir vakar sözünde kudret gördüm
Terketmiş Lafügüzaf hayır üzere meclis
Nurani sohbetlerin özünde kudret gördüm
Ruhların tezyini, kelamda ahenk
Gönüller süruru, huzur kudretten
Nakşedilen alem, tuval rengarenk
İntizamla nizam, mesrur kudretten
İlişir gergeften nakışlar göze
Eksilir sanmayın, ağız tadımız
En acı günümüz, baldan ziyade
Dost bildiğimizden, tek muradımız
Bigane kalmasın, elden ziyade
Baharın renkleri, tuvalde resim
Ne Kerem'den haber ne de Aslı'dan
Mecnunlar Leyladan habersiz kalmış
Ferhat kazma elde yüce dağlarda
Şirini talihsiz bir ölüm almış
Gezmekle biter mi yaban elleri
Beste makama küskün
Nağme küskün bütün gün
Düzen bozuk saz üzgün
Tel kendinden habersiz
Bülbül gülşen bağında
Şarkılar türküler gamlı nağmeler
Dertli gönüllere dil olur gider
Hasretin vurgunu veda vaktinde
Dalgın bakışlara yol olur gider
Kimi har olur da yanar bağrında
Kalbimdeki Hu nefesi
Varlığımın sermayesi
Her gönül bir gül bahçesi
Tutunacak dalın var mı
İflas eden kârı bekler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!