Ünal Beşkese Şiirleri - Şair Ünal Beşkese

Ünal Beşkese

'Sevdâ' dediğin,
Öyle, su içer gibi kolay yaşanmamalı,
Damakta bir lezzet bırakmalı;
Kavuşmalarla tatlandırılmalı,
Öyleyse, küçük ayrılıklar da olmalı.
Biraz da yakmalı genzi, tarçın tadında;

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Üsküdar'da bir selvi ağacının gölgesinde
Defne yaprakları topladım dün gece.
Etrafımda gri, yeşil lâleler
-Yeşil lâle olur mu, deli miyim ben? -
Yeşil lâleler yedim gözlerinden,
Dişlerimin arasına günahlar takıldı, kaldı.

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Sevdân, gönlümde sızı,
İsmin, alnımda yazı.
Yaktın kâfirin kızı,
Küllenmiş köz gibiyim.

Kavuşmuşken sevgiye

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Resminden binlerce kopya aldım,
Ve doldurdum odamın tüm duvarlarına,
Odam, gül bahçesi gibi oldu...

Kokun içime doldu.

Devamını Oku
Ünal Beşkese

BİTME

Sen,
Güneşin, her tanesine güzellikler doldurduğu başak,
Sen,
Gönlümün fakir sofrasındaki tek lezzet;

Devamını Oku
Ünal Beşkese

BİR GENÇ KIZA ÖĞÜTLER

Öyle gamsız açma sînen, gülistânın ayân olur,
Kem gözlerden nazar değer, goncaların ziyân olur.
Daha aşka çok vaktin var, böyle erken sevdâlanma
O kaçamak bûseleri, gören olur, duyan olur...

Devamını Oku
Ünal Beşkese

MED - CEZİR

Geldiğin zaman
Renkleri kızıla dönerdi bütün karanfillerin,
Arzu, kandil kandil yanardı gözlerinde
Avcumda çırpınırken

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Sen gittin gideli
Kapalı tuttum ellerimi hep
Ellerinin sıcaklığı avcumdan gitmesin diye.
Gün ışığına açmadım gözlerimi,
Gözlerin, göz bebeklerimden silinmesin diye.
Dudaklarının tadı, dudaklarımda,

Devamını Oku
Ünal Beşkese

BİR AŞK GECESİ

Akşamın pembe tülden kıyafeti üstüne
Kıpkızıl zamanların devamındaydı gece,
Yârin sunduğu tatlı ziyafeti üstüne
Bol köpüklü bir kahve kıvamındaydı gece...

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Bir İstanbul Nostaljisi: 'En Son Çıkan Şarkılar, 25 Kuruş'

Henüz, İstanbul'un, asfalta, betona ve arabesk kültüre esir düşmediği yıllardı. İstanbul sokaklarının, insana duygusuzca bakan, asfalt kaplı yüzleri yoktu. Eğri büğrü arnavut kaldırımıydı ama, kenarlarını dantel gibi süsleyen, yılların dostluğuyla kol kola girmiş ahşap evler, konaklar ve bahçe duvarlarından sarkan leylâklar, mor salkımlarla, daha şirin, daha sıcak, daha içten ve bizdendiler.

Sokak sakinleri, öylesine benimsemişlerdi ki sokaklarını, her sokakta 'Çöpçü' denen, elinde uzun saplı bir faraş ve çalı süpürgesiyle gün boyu sokağı temizleyen, üniformalı bir temizlik görevlisi bulunmasına rağmen, herkes, sokağın, kendi evinin bir parçası gibi gördüğü yakın bölümlerinin temizliğine itina gösterir, katkıda bulunurdu. Hattâ, hemen her evin bahçesi varken, çocuklar da, çoğunlukla, ortak bir bahçe gibi gördükleri sokakta, eğri büğrü taşlar üzerinde küçük bir lâstik topla, o da yoksa bazen bir çam kozalağıyla maçlar yapar, türlü oyunlar oynarlardı. Trafik veya kötü niyetli bir yabancı gibi tehditler de olmadığından, babaların iş dönüşü saatlerine kadar, sokak, çocuk cıvıltılarıyla dolar, daha bir şirinleşir, şenlenirdi.

Devamını Oku