Gözlerini sevdiysem
Elâ olduğundan değil,
Sevgiyle baktıkları
Ve senin oldukları içindir,
Saçlarını sevdiysem
Dört dizemde, dört şeker tabağı sunuyorum sizlere;
Ezmeler, lokumlar var, çikolatalar filan
Lütfen, herkes sevdiğinden buyursun alsın,
Bayram boyunca, ağzınız hep tatlı kalsın...
Bu bayram kusurluyum, gidemedim büyüklerime
yarım yüzyıl kadar önce, bu ülkede 'Yüksek Adalet Divanı' adı ile bir rezalet yaşandı.
'Sizi buraya getiren kuvvet, böyle istiyor' diyebilen ve o talimat gereğince karar verdiğini adeta itiraf eden Karagöz sesli bir başkanla, onun Hacivat sesli savcısı,, üçü gerçekleşen bir sürü idam kararı verdiler.
O kararlarla idam edilenler, elli yıldır, bu milletin büyük çoğunluğunca kahraman oldular milletin gönlünde.
Fakat, o rezil mahkemenin bu Karagöz başkanıile Hacivat savcısı, aradan geçen bunca yıl, adalete sürülmüş pis lekeler olarak, tiksintiyle anılıyorlar, rahmetle bile değil...
Bu gün de ilginç bir gelişme yaşanıyor ülkemizde.
Türkiye Cumhuriyetinin Genel Kurmay Başkanı, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan müebbet hapse mahkum ediliyor yine bir mahkeme tarafından.
BEŞİNCİ MEVSİM
Gönlüme bir beyaz güvercin kondu,
Gülistan eyledi gamlı güzleri.
Ömrüme, gecikmiş bir bahar sundu,
Cemreler düşürüp tatlı sözleri.
Bir dumanlı hava, kısık soluklar,
Buğulu cam, ardında ıslak sokaklar...
Sarmaş-dolaş gözler ve kör ümitler,
Nazlı gelinler gibi beyaz kadehler
Öyle bir sihirle dolu;
İçtikçe yaşarız, yaşadıkça ölürüz,
Bir ses asılı kaldı kulaklarımda;
Sevda dolu, nağmeli,
Bir gülüş serpildi içime;
Pembeli, eflâtunlu hâreli,
Ve bir sîma, çakıldı, kaldı yüreğimde;
Papatyalı, karanfilli, lâleli...
İsmini sordular:
'Ka' dedim, 'Ku' dedim.
'Sen halâ seviyorsun' dediler;
'Kem' dedim, 'küm' dedim...
(1961)
Gül, gözlerinde gülecek yer varken,
Bir gün, gülmeye utanacaksın!
Bıraktığımız yerdeyken her şey, gel!
Bir gün, gelmeye utanacaksın.
Boş kaldırımlarında gecenin, dolaşırken sen,
Ne bir damla gözyaşı, ne hüzünlü bir bakış
Öylesine duygusuz, kuru bir veda ettin.
Hayallerimiz vardı, ümitlerimiz vardı;
Beni öksüz, hayalsiz, sensiz bırakıp gittin.
Sevmeyi, gözlerinde bir gülüşte toplayıp
Kollarını omzumda bağlayışın yalanmış.
Bir garip 'Leylâ' gibi, bir dertli kaval gibi
Göğsümde sarsılarak ağlayışın yalanmış.
Mutluluklar, bana hep gülüşünle gelirdi,




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :