Ünal Beşkese Şiirleri - Şair Ünal Beşkese

Ünal Beşkese

Yalan, dolan, sahte aşklar, ihanetler...Kof yüzleri
Ben, âlemi seksen yaşın gözlüğüyle izliyorum.
Sevgi, nefret, acı, korku... İçimdeki tüm hisleri
Dizelerin arasında, şiirlerde gizliyorum.

Bunca yılın yadigârı, sel gitmiş, kum kalmış gibi,

Devamını Oku
Ünal Beşkese

A- HİKÂYELER

Onu, oldukça soğuk bir sonbahar sabahı görmüştüm ilk kez. Teknik Üniversitede ikinci yılımdı. Her günkünden biraz daha erken çıkmıştım evden. Sonbahar sonlarının ayazına rağmen, havayı ısıtamasa da, insanın içini ısıtan bir güneş vardı gökte ve ben kaç gündür özlemiştim o sonbahar güneşinin içimi ısıtmasını. Kabataş'tan bindiğim otobüs, Gümüşsuyu'na gelirken, güneş, şeytan olup girivermiş olmalı ki on dokuz yaşımın kaynayan kanına, dışarıda bu pırıl pırıl İstanbul günü dururken, fakültenin loş koridorları, birden çok itici geldi bana ve o gün okulu asmaya karar verdim. Otobüsten inmedim ve Taksime kadar devam ettim. Saat sekiz buçuk civarındaydı ve Beyoğlu, henüz günlük insan yoğunluğuna ulaşmamıştı. Taksim'den Galatasaray'a doğru, kâh vitrinlere, kâh gelip geçenlere göz atarak, âvare âvare yürürken onu gördüm. Sekiz-on adım kadar ötede, karşıdan geliyordu. Telaşlıydı sanki. Bir an, olduğum yerde çakılıp kaldım, ipnotize olmuş gibiydim. Ne ayaklarım, ne gözlerim, beynimden hiç bir komut almaya gerek görmemişti. Yolun üstünde durmuş onu seyrediyordum. Koyu mavi, biraz da kısalmış bir manto giyiyordu ve aynı renk bir kaşkolu sarmıştı başına. Kaşkolun altından sarı saçları alnına ve omuzlarına doğru taşmıştı. Rujsuz, fakat soğuktan iyice kızarmış dudakları ve hele o lâcivert gözleriyle ancak yüce Tanrı'nın yaratabileceği güzellikte bir tablo gibiydi yüzü... Ve o muhteşem tablo, o muhteşem güzellik, yanımdan süzülüp geçtiği kısacık zamanda, âdeta beynime nakşolmuştu. Hem de aklımdaki her şeyi, bir anda silip süpürürcesine...

Bu bir anlık şoktan kurtulunca, hemen yanımdaki dükkânın vitrinine bakar gibi yaptım ve kendimi toplayıp, bilinçsizce yürüdüm peşinden. Sadece bir kaç adım atmıştım ki, onun az ilerideki bir dükkânın önünde durduğunu ve elindeki anahtarla dükkânın kapısını açıp içeri girdiğini gördüm. Ben de o dükkânın vitrini önüne geçtim. Burası, gömlek, kravat, çorap, mendil, çakmak, portföy gibi erkek aksesuarları satılan bir dükkândı. Ben, tabii vitrini değil, içerisini görmeye çalışıyordum. O, mantosundan sonra, başına eşarp gibi sardığı kaşkolu çıkartınca, altın sarısı saçları dökülüvermişti omuzlarına... Bir süre, hayran hayran onu seyrettikten sonra büyülenmiş gibi ayrıldım oradan. Fakat bu ayrılış, sadece bir kaç dakika sürdü ve ayaklarım beni tekrar o vitrinin önüne taşıyıverdi. İçeriyi izleyişim epey uzun sürmüş ve onun da dikkatini çekmiş olmalı ki, birden kapıya doğru yürüdü, karşımda durdu ve o lâcivert gözlerini gözlerimin içine dikerek,
'Beğendiğiniz bir şey var mı? ' demez mi...

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Hazan vurmuş gülistânı, bahçe harap, târumar,
Ne gül kalmış, ne bir gonca, ne de bülbül sesi var...
Bütün etraf, kızıl- sarı hüzün rengi yapraklar,
Solgun yüzlü, kızıl saçlı mahzun bir yar; sonbahar...

Kader, ufka nar kabuğu rengi bir güz asarsa,

Devamını Oku
Ünal Beşkese

BİR SEVDA BİYOGRAFİSİ
(Kaybolmakta olan güzel sözcüklerle)

Hâreli gözlerinin tecessümü vehmimde
Hâtırât-ı sevdâdır, bir müflis mizân gibi
Yadigârdır her ânı, şimdi metruk zihnimde

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Hazan vurmuş gülistânı, bahçe harap, târumar,
Ne gül kalmış, ne bir gonca, ne de bülbül sesi var...
Bütün etraf, kızıl- sarı hüzün rengi yapraklar,
Solgun yüzlü, kızıl saçlı mahzun bir yar; sonbahar...

Kader, ufka nar kabuğu rengi bir güz asarsa,

Devamını Oku
Ünal Beşkese



Selâm, aziz Milletim, Peygamber Ocağından,
Bizim, Milletçe cesur, vakur bir edâmız var.
Asker yetişmişiz biz, taa ana kucağından,
Helâllik dileğiyle, sizlere vedâmız var.

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Mest-i nâzım
Çâresâzım.
Duy avâzım
Söyletme, gel!

Sen, cânımsın,

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Haclegâhın bir gülistan, ordan seni topladım,
Kucağımda bir demet gül, daha yeni topladım.
Kimi pembe, kimi kızıl, birbirinden güzeller,
Dudağını, saçlarını, gözlerini topladım.

Gül kokunla sarhoş olup bir âleme dalınca

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Sevmek gönül işidir,
Bulutların üstünde, özgür kuşlar gibi
-Ve hep aklın kafesinden âzâde-
Bu yüzdendir hüsranlar, aldanmalar
Ve kafesin dışındaki tüm dertlere göğüs germek…
Belki sevgiler bu yüzden gizemli,

Devamını Oku
Ünal Beşkese


SEVDİĞİM KADN-2

Lânetlenmiş toprağa, yağmur bile yağmazmış,
Sen, günahkâr gönlüme, yağan sevap gibisin.
Melek gözle görülmez, güneş gece doğmazmış;

Devamını Oku