Sen bilir misin ki
Ben, uyunmamış uykularda ne kâbuslar yaşarım?
Her düşümde ayrı bir şeytan vardır,
Yüzlerinde hep aynı maske; senin yüzün...Şaşarım...
Lânet ederim, şeytanlara, maskelere, kâbuslara, gecelere,
Yine de, yüzünü her görüşümde
Ben vardım bu yalnızlığında gecenin.
Yalnız değildim, ben'de sen vardın;
Bu yalnızlığında gecenin
Sen vardın...
(1955)
('ARDIÇ', Karaburun'da, önünde Ege'nin,Yunan Adalarına kadar açık olduğu küçük ve şirin bir koy...)
Esmer güzeli bir akşam gelir Yunan Adalarından,
Ardında, gecemavisi tülden bir etek
Gibi, Ege'yi sürükleyerek...
Saçlarında, imbatlardan kalma iyot kokusu,
AK Partili Beylerbeyi haykırdı: 'İlerle! '
Tüm yabancı talimat, yasalaşıp geçti kafilelerle.
Avrupa 'almam' diyor, yine de umutluyuz,
Kötü yola düşmüş gibiyiz, öpüldükçe (!) mutluyuz...
Gözlerim, yıllardır aynaya dargın,
Saçlarım tükenmiş, bakışım yorgun.
Nerde o coşkulu gençlik günlerim?
Şimdi herşey nekadar anlamsız, durgun...
Yüreğimde; için için tüten bir sevda,
Paletinizdeki renklerden biri olmak isterdim.
Ya bir 'gün batımı' tablosunda uçuk bir eflâtun,
Ya da bir 'sonbahar' manzarasında pastel bir sarı,
Ama en çok da
'Kendi portreniz'de dudağınıza sürülen koyu kırmızı...
MEKTUP GİBİ...
Kaç çeşit sevgi var, bilmiyorum,
Fakat, ben seni;
Kurumuş bir dalın,
Üzerinde bir mucize gibi beliriveren
NERDEN ÇIKTI BU SEVDA?
Son seferin kalkma vakti, kampanalar vururken
Nerden çıktı şimdi sevda, böyle durup dururken?
Gel de anlat deli gönle, çiçek açmaz sevdalar,
Ömrün kışı, zemheride tüm çiçekler kururken...
TÖVBE
Çekip aldım ben gönlümü dâr-ı dünya zevkinden,
Seriverdim o ilâhi hükümdârın pâyine.
Vazgeçerek bu âlemin aldatıcı şevkinden
Teslim ettim ben rûhumu bir ilâhî âyine...
SEVDİĞİM KADIN
Aşkını ömrüme sardığım kadın,
Sevmenin tadına vardığım kadın...
Sevdası içimde sönmeyen yangın,




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :