Ülkenin umudunu eksilttin,
gençlerin cebinden yarını çaldın;
bir diplomanın kenarında bekleyen
işsizliği büyüttün.
Çiftçinin avucunda çatlayan toprağa,
esnafın kepenginde duran sessizliğe,
bir memleket kadar ağır
bir keder bıraktın.
Yüz üç yıllık çınarın kapısına
taşın, sopanın gölgesini düşürdün;
tarihin alnına
utangaç bir gece yazdın.
Milyonlar var,
bir başka oya eli varmayan,
iki buçuk aydır
göğsünde umut taşıyan milyonlar.
Onların sesini kısmaya çalıştın,
duvardan bir yazıyı söktün:
“Türkiye’nin birinci partisi…”
Sanırsın ki yazı silinince
hafıza da silinir.
Sanırsın ki duvar susunca
meydan da susar.
Oysa umut,
bir tabelaya sığmaz.
Umut, sabahın ilk otobüsünde
iş arayan gencin gözüdür.
Umut,
tarlasında başını kaldıran çiftçidir;
kepengini açarken içinden
“belki bugün” diyen esnaftır.
Siz önce
o umutların hesabını verin.
Sonra gelin,
bir arının kanadındaki emeği
anlatın bize.
Kayıt Tarihi : 6.07.2026 22:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir, toplumun farklı kesimlerinde biriken kırgınlığı ve umudu anlatır. Gençlerin gelecek kaygısı, çiftçinin toprağıyla verdiği mücadele, esnafın geçim derdi ve uzun yıllardır aynı siyasi çizgiye inanan insanların yaşadığı hayal kırıklığı şiirin temelini oluşturur. Şiirde, bir partinin binasına yönelik taşlı ve sopalı saldırı yalnızca fiziksel bir olay olarak değil; demokrasiye, hafızaya ve halkın iradesine yönelmiş bir gölge olarak ele alınır. “Türkiye’nin birinci partisi” yazısının kaldırılması da bir tabelanın sökülmesinden öte, milyonların gördüğü ve sahiplendiği bir gerçeğin görünmez kılınmak istenmesi şeklinde anlatılır. Ancak şiirin asıl duygusu yalnızca öfke değildir. Son bölümde umut; iş arayan gencin gözünde, tarlasında çalışan çiftçinin emeğinde ve kepengini açan esnafın “belki bugün” deyişinde yeniden doğar. Şiir, umudun duvarlardan, tabelalardan ya da baskıdan daha büyük olduğunu söyleyerek biter.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!