Sokaklar tenha, sokaklar ıssız,
Bir alacakaranlık ki ürperir insan.
Isırıyor insanı arsız bi rüzgar,
Biraz ısınır mıydım, kapına varsam ?
Şehrin cılız ışıkları belli belirsiz,
Penceremden içeri sızan rüzgârla,
Tenimde dolaşan sen miydin yoksa?
Sararmış bahçemde, güz iken daha,
Açan o papatya sen miydin yoksa?
Korkarmısın karanlıktan ? "Ben korkmam" dedi.
İçine gömdüğün sûretler burda.
Çığlığın duyulsa çoktan gelirdi..
"Bir sen varsın" dedi "bir de ben" burda.
Gözlerini aç artık, kıpırda biraz.
Güllerden mi ödünç aldın kokunu,
Bahar gibi tütüyorsun sevgilim.
Öldüm de farkına mı varmadım ?
Cennet gibi kokuyorsun sevgilim.
Kirpiklerin altında bir okyanus,
İmkânsız dedin ya giderken bana,
Düşlere hayallere sığdırdım seni.
Yutkunmadım, boğazımda bir yumruk gibi
İki damla gözyaşıma sığdırdım seni.
Seni söyler, seni anar her bir melodi;
Sabahın tam beşinde gün doğmadan kalkarmış;
Soğuk, ayaz demeden motoruna atlarmış.
Tezgâhını karanlıkta “ya nasip” der açarmış;
İşte güne böyle başlar imiş simitçi.
Sıcacık simitleri tezgâhına dizerken,
Sabır ver Allah'ım bu millete sen, sabır;
Bitmedi bunların verdiği kahır.
Bir sivil darbe yaşandı bugün,
Bıçaklar kemiğe dayandı bugün.
Butlanmış, yargıymış, sen ne dersen de;
Öyle doluyum ki kardeş, istersen dinle,
İstersen bana dertlisinden bir türkü söyle.
Avunmaya geldim sana sen bari anla,
Utanmasam çocuk gibi ağlarım şimdi.
Dermansız bir dertmiş gibi içimde sanki,
Geliyorlar, adım gibi biliyorum ben.
Kaçın, kaçın! Saklanın, kaybolun hemen.
Sakın dökülmeyin, sakın dilimden.
Çalarlarsa, yandım demek sizi içimden.
İki karış bir hücreye sokarlar sizi,
Göremesin sakın kimseyi gözün,
Ya çıkın dışarıya, ya beni çözün.
Sormayın, yok size diyecek sözüm;
Daha fazla burada kalmayacağım.
Almışsınız elinize bir avuç zehir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!