Kovulduk biz
Ve bir elma sapıyla konduk kapı önüne.
O kapıdan tekrar girmek içinse,
Aşka kaçmak gerektiğini öğrendik biz...
Önce nefes almayı, sonra süt emmeyi,
Görmeyi, işitmeyi, konuşmayı, okumayı, yazmayı,
Tırnaklarıyla kazmayı,
Arkasından oynanan oyunları bozmayı,
Düşenin elinden tutmayı, mazlumun yanında olmayı,
Yer toprağın olsun,
Yağmur bulutun…
Bulut yağmuru yağsın,
Yağmur toprağın olsun…
Tomurcuk gülün olsun,
Orhan Kemal'in ağzındaki birinci sigarası,
Sağlığa zararlı olsa da
Edebiyata yararlıdır aziz dostlar.
"Gidelim!" dedim.
"Nereye" bile demeden elimi tuttu ve "Hadi" dedi.
Heybemizde pasifik,
Cehennemi söndürmeye gittik.
Elbet bizde isterdik,
Sabahları sofrada bir sıcak çay.
Çay olmasa da bir sofra,
Sofra olmasa da bir sabah.
İsterdik elbette,
Yürümek elele güneşe bir bahar sabahı.
Daha ilk sayfada katilin kim olduğunu açıklayan bir cinayet romanı yazarı gibiyim.
Söylediklerim; söyleyeceklerimi anlamsız kılmakta!...
İki küçük çocuğun tutuştukları ellerinde saklıyorum belki,
Ya da gülen gözbebeklerinde.
Oğlunun istediği oyuncak arabayı almak için,
Hayatının bir gününü patronuna satan babanın,
Elindeki arabayla evine giden ayak izlerinde.
Neyini aşk ile üfleyen neyzenin nefesinde belki,
Bahar yağmurlarından sonra kokan topraksın sen,
Beni seninle yoğurmuş yaradan, hamurumdasın.
Ilık bir meltem, kutsal bir nefessin sen,
Bana seni üflemiş yaradan, ruhumdasın.
Gülümseyen her yüzde, açan her çiçekte sen,
Güzele bakar seni görürüm, sevabımdasın.
Bir manga asker,elleri tetikte bekliyor,
Bir komutan infaz emrini veriyor,
Bir mahkum gözleri bağlı,
Bir,yalnız bir isteği var içinde saklı,
Bir çocuk elinde biberonu,manganın önünden geçiyor,
Bir insan büyüyor,bir insan ölüyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!