Bere olduk Ernesto'nun başında,
Parka olduk Deniz'in sırtında,
Bot olduk Marcos'un ayağında,
Yağsın kar, o da bizden, üşümeyiz...
Vadideki zambakların açışını seyrettiğimiz,
Ayak izlerimizin birbirine karıştığı o patika,
Bolşevik adımların altında işkencede şimdi
Ve suçlu ve cezada…
Ama onlar öldüler
İsyanın masum çocukları,
Unutalım mı bir anlığına, kapitalist bombalarla öldürülen çocukları?
Senin parmaklarının ucuyla tutup çöpe attığın artıklarını,
Açlığından mütevellit büyük bir umutla karıştıranları.
Yani unutalım mı üç beş şerefsiz Maldivler’ de tatil yapabilsin diye,
Dipsiz kuyularda kapkara bir ölümün kucağına itilen madencileri.
Babasız bırakılan çocukları, evi, mahallesi başına yıkılanları unutalım mı?
Vazgeçmeyeceğim asla seni sevmekten.
Komşu teyzenin bahçesindeki gül ağacının dalından,
Gül koparıp sana uzattığım ellerim,
Gün gelip de gül ağacından bastonu tutsa bile.
Vazgeçmeyeceğim asla sana tutunmaktan.
Seversin...
Onunla aynı gökyüzünü paylaşmak saçma bir şekilde yeter sana.
Coğrafya, anlamını yitirir.
Mesafeler, önemsiz.
Gülsün istersin.
Hayatındaki tüm kötüleri bir çırpıda çıkarmak istersin onun hayatından.
Hani masaldaki o prenses gibi,
Onca kapı arasından açmaman gereken kapıyı tek seferde bulup açarsın.
Başına türlü belaları sararsın.
Sonra o belalardan kurtarması için seni,
Beklersin beyaz atlı prensini.
Ve her seferinde, masalın son sayfasında çıkar gelir prens.
Yolları seviyorum, uzun yolları.
Beni sana getiren rotalar çiziyorum,
Bir çocuk heyecanıyla.
Ve elimde silgi dönüş yollarını siliyorum,
Hiç mi hiç iz bırakmamacasına.
İki kişi oturuyorlar masaya ve dört kişi kalkıyorlar.
Kendileri hakkında birbirlerine yalan söylüyorlar...
İyi geceler deme sevgilim,
Sirenler susar,firar eder hırsızlar,
Kaç ev yanar,kaç hasta bekler sabahı,
Susar gece,iyi olur çünkü…
Seni seviyorum deme sevgilim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!