Çok masal dinledim ben,
En çok da senden.
Kimi zaman harikalar diyarına süreriz atımızı,
Cüce tavşanlarla saklambaç oynarız,
Yer altında kayboluruz sonra,başka dünyalarda
Orada bir gökyüzü sahipleniriz,
Sen şimdi sığmıyorsun ya içime,
Bende hep seni çok seviyorum taşıyorsun içimden diyorum.
Yalan!
İtiraf ediyorum.
Bana bir kere "SEN" dedin,
Dünyada bir tane "SEN" kaldı,
Ben seni sevdim sevmesine de devletin bundan haberi yok.
Gerçi senin de yok.
Faili meçhul bir aşkın kurbanı olduğun için üzgünüm sevgilim.
Ben geceye haber verdim, o sayılır mı?
Yani bence geceler daha iyidir.
Yani iyidir geceler.
Tutsun elinden, hani cümle eşkıyaya meydan okusun istiyordu kadın,
Sevdiği adamın gözüne bakarak.
İstemesine istiyordu da kendini bildi bileli eşkıyalarla savaşıyordu kadın.
Adama sorsan seviyordu kadını ya sevmenin anlamını bilmiyor ya da korkuyordu.
Ne kadar çok konuşursa konuşsun, susarak sevmeyi öğrenmişti kadın.
Erkeklik taşlayan sahte kabadayılara bakarak susan kadın.
Kırılacak kadar sert bir hayal var ellerimde,
Karşılıksız aşkımın sonucudur…
Karşılığı yoktur aşkımın,sevdiğim yürekte.
Kayar düşer hayalim ellerimden,her seferinde
Her parçası başka tarafa savrulur…
Karşılık versen de aşkıma,
Sevmek, masum bir eylemdir,
Legaldir, tek kişiliktir.
Sevmek, kanunlara aykırı değildir.
Yeter ki kanunlar çerçevesinde sev.
Toplumun genel ahlak kuralları içinde sev.
Yani sınırla sevgini. Ama en güzel sevgi illegal olandır.
Mesela azıcık okusan bir iki masalda bulursun beni,
Hani baban istedi diye;
Ejderhayla savaşan, fakir demircinin oğluyum ben.
Ya da psikopat bir cadı tarafından kurbağaya dönüştürülen bir yakışıklı.
Ama sana kötü bir haberim var.
Artık cadılar süpürgeye değil, ejderhaya biniyorlar.
Ben mesela sana oturup mektup yazdım.
Üstüne gazete serip menemen yediğim o sallanıp duran masada.
Sanırım bu masa,
Masa olmadan önce dallarına salıncak kurulan ihtiyar bir ağacın parçasıydı.
Ondan hevesli sallanmaya.
Ama bir dirseğini bastırıp ağırlığını verirsen üstüne uslu duruyor.
Mitolojik bir savaşın geride bıraktığı harabenin tam ortasında,
Asası kırılmış bir geçmiş zaman tanrısı;
Sakallarını yolarak, feryat ederek uğurluyor dünyayı son yolculuğuna.
Kara bir delikte yaşamaya mahkûm kemirgenler gibidir artık insanlar.
Birbirlerini yiyerek tükenecekler...
Bir saka gibi şakırdın her açtığında telefonu.
“Aşkım” derdin aşkı kıskandırarak.
Artık “yine ne oldu” diye açtığından beri
Bulamaz oldum cevabını,sen söyle
Bize ne oldu?
Beklide gözü değdi aşkın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!