Bir anne sıcak ekmeğini usulca bölerken yavrusuna,
Gizli bir evrimsel denklem işler damarların kuytusunda.
Bencil bir fısıltı dolaşır kısır arıların sönmüş kovanında,
Yüzde yetmiş beşlik bağ için, vazgeçer canından aslında.
Ödenen bedel faydadan küçükse, baştan yazılır kaderi,
Böylece ayakta kalır özveri, silinmez doğanın defteri.
Dağılıp gitse de şu fâni âlem,
o soğuk ısıl ölümün mutlak uykusuna varsa da,
İnce belli bir bardak çayın sıcaklığında,
kaostan ahenk derleyen bir iyimserlik var.
Zaman her şeyi yorar,
Hesap kitap masada, dağılım kapıda beklerken,
Biz kaosun içinde stabil bir yörünge çizerken...
Buna atalet de istersen ya da asimptotik denge,
Dışarıdan gelen her pertürbasyon bize senfonik denge.
Sistemi sönümle; sosyal adalet ve makro denge.
Varlığın kuralı amansız, her şey sürüklenir kaosa,
Erlik'in rüzgârı esiyor, dağılıyor yapılar usulca.
Ama ontolojik bir eşik var, parazitten anlamı ayıran,
Saf netliktir bu şamanik ayin, gürültüden dürüstlükle fışkıran.
Shannon’ın denklemlerinde, bir kam gibi yarışır bilgi,
Boğaz’da başına buyruk bir rüzgâr esiyor,
Üç boyutlu uzayda, altı serbestlik yeteneğiyle bir martı süzülüyor tepemizde;
Holonomik bağlarla tutunmuşuz hayata, iskelede çürük bir taka,
Denklemler son derece dürüst ve net, "3N-1K" diye soruyor kulağıma.
Ne kadar sokulsak birbirimize, o kadar eksiliyor bağımsız koordinatlarımız.
Dağların ardında bekleyen bir sis, devasa bir duvar var,
Aşılmaz sanırsın zihnindeki yokuşları ne ağır.
Seni sırtımda o tepeye taşımaya gelmedim,
Ellerine ataleti yırtacağın katalitik ipi fırlatmaya geldim.
Kör bir hevesle, skaler dönerken kendi etrafında,
Yorulur bedenin, sıfır ivmeyle bir yere varamazsın.
Açık göğün altında kapalı bir cam fanustur dünya,
Teraryum yalnızlığında, saklıdır her damla ve feryat.
Kütlenin kanunudur bu, fısıldar Galilei'den bu yana;
Yoktan var olmaz hiçbir zerre, dönüştürür sadece hayat.
Bir miligramlık kibriyle ölçerken insan boşluğu,
Entropinin sinsi yılanı kemirir sessizce bu yurdu.
Bilmem kaç milyon ışık yılı uzakta
Bilemeyiz bu Rabb'in adı nedir orada
Dökülen bir ses var sakız olmuş ağızlarda
O bizi bilmese halimiz ahvalimiz kalmaz yarına
Aldanma sen avamın havasın lafına
Gelirken can havliyle kim bilir neler yaşadın,
Defalarca Tanrı'ya sığınıp, yüreğini ısıttın.
Sıra kuyruklarında yığılmış insan, bir bitmez bekleyiş,
Saatlerce süren stresle, umutlar birer birer paslandı.
Gerçeklerle atıldım, şu hayata erkenden,
Geçtim kendi canımdan, kaygım koptu bedenden.
Elimdeki bordroda, rakamlar erir gider,
Gelir vergisi değil bu haraç, talihim kahır güder.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!