Duygusuz dediler bana,
taş kalpli diye mühür vurdular alnıma.
Sesim boyunca diye sandılar ki kalbim suskun,
bireyde kopan fırtınaları
kimse dinlemedi.
Kimse sormadı:
Bu adam neden böyle?
Hangi kelime yarım kaldı boğazında,
hangi vedayı yutarak büyüdü?
Ben ağlamayı erken öğrendim,
çünkü gözyaşları pahalıydı bu hayatta kaldı.
Güvenmeyi unuttum,
çünkü her anahtarın
başkasının cebinde kayboldu.
Herkesin sert kumu kapanması,
aslında bu bir savunmaydı.
İnsan, çok incince
yumuşak yerlerini saklar ya,
ben kalbimi sakladım.
Sevdim mi sandınız?
Bir insan susarak da sever.
Adını anmadan,
yokluğunu büyüterek,
kendi içinden vazgeçerek sever.
Ben hep güçlü durdum,
çünkü düşersem
tutan kimse yoktu.
Omuzlarım bu yüzden ağır,
bakışlarım bu yüzden uzak.
Taş kalpli dediler…
Oysa taş dediğiniz şey
çok baskıya maruz kaldığında sertleşir.
Ben de öyleydim,
hayat bastıkça bastı üzerime.
Bir gün biri sorsa keşke:
“Bu adam neyi kaybetti?”
Belki o zaman anladınız
neden az konuştuğumu,
neden kolay bağlanmadığımı.
Ben kötü değilim,
sadece yorgunum.
Ve insanların sevdiği gibi sevmeyi
unuttum.
Taş kalpli dediler bana…
Ama bilmezler,
taşınan bile bir hikâyesi vardır.
Ve benimkisi
çok can yakar anlatınca.
Kayıt Tarihi : 23.03.2026 23:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!