Öyleyse sen git, çekilsin gölgen usulca
Böyleymiş, böyle yazılmış, olmadı, derim
Ağlarım biliyorum, durmam delikanlıca
Belki hıçkırır duruşumu kaybederim
Cevrinle güzeldin sakladım şekvamı
Bütünümle geldim yekpâre sevdim
Kazmanın ucunda Ferhat kıvamı
Dağlarca umarsız, bi-çâre sevdim
Şerbeti redifle sürer diline
Kaleme küsüp de yazan mı sussun
Mecnun'un sırrını döker teline
Sazını asıp da ozan mı sussun
Dünyanın çivisi tam bu zamanda
Bir sesini özledim 'Gitme' derken
Bir de bekleyişini, gözlerin nemli
Pencerelerde için içini yerken
Türküler mırıldanışını, elemli
Takvimler çizişini, bana ayarlı
Özlemek narcadır ne ardı ne önü
Saatleri sen al, ay bana kalsın
Mevsim-i firakta haftayı, günü
Bağışla ömrüme, say bana kalsın
Aylar oldu memleketin gündemi
Diri canlar ölü candan önde mi
Hangi ara onca yolu kat edip
Bizi buldun sütü bozuk pandemi!
Eksiğimiz itikat mı, dinde mi?
Ala duman Salavan'ın yücesi
Kar suyunda keklik çiçmer göl olur
Aşk yolunda kurşunu yer, nicesi
Meri'sinin kanadında gül olur
bir tavşanın yokluğu
sarsmış gibi bu dağı
dökülüyor duman duman
eteklerden aşağı
koyaklardan çekilmiş
Kaç gülü boyamışlığın vardır, kendi rengine?
Kaç bahçede gölgen, çiçek açmıştır mesela?
Kaç yürekle atmışlığın vardır, kaç hüzünle aşinalığın?
Kaç gözden şiir yağmalamışlığın, kaç talan etmişliğin vardır mevsim mavisinden?
Paymal edilmişliğin var mı,
mesela hiç,
ne zaman çiçek açsa gönül
umutlar, yaprak döker
bundandır yağmurlara tutkumuz,
eylüle bel bağlamışlığımız
korkularımız,
kaçışlarımız...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!