DİLEKÇE
Ne olurdu Allah’ım...?
.
Keşke bebeklik on beş,
Çocukluk on beş,
ben…
sessiz misafir sevdiğinin kapısında bekleyen
rüzgârın yönünü şaşırdığı çaresiz yelken
sen…
yüzüne bahar sürülmüş kadın
Mahkeme salonu soğuktu.
Duvarlarda devletin ağır rengi,
Tavanda dönen yorgun bir vantilatör vardı.
Kadın içeri girdiğinde herkes;
Morarmış yüz, sargılanmış kol bacak, enkaza dönmüş yılık dökük bir beden gördü ama,
Dünya,
uzayda dönen mavi bir bilye.
.
(Geceyi gündüze bağlayan
ince bir salıncak gibi
dönüyor sessizce.)
Bazı oğlan çocukları vardır,
oyuncaklarını kırdıkları için değil,
hayat onları erken kırdığı için büyürler.
Daha bıyıkları terlemeden, sesleri kalınlaşmadan,
omuzlarına yaşlarından büyük mevsimler yüklenir.
.
Bir bıçak bilenmez bu sabah yalnızca;
suskunluk ve yutkunma da çeliğe sürtülür biraz.
Mahallenin üstüne eğilen gökyüzü,
eski bir bakır sini gibi
ezan sesini taşır minarelerden avlulara.
herkes bir şeyler yazıyor
bir şey anlatıyor
bir yerlerde
birileri konuşuyor sürekli
.
ekranlar
Pencereler;
evlerin gözü,
odaların nefesi,
yalnız ömürlerin dünyaya uzanan köprüsü,
yalnızlığın sokağa sarkan dallarıdır.
.
Savaş baronlarının yarattıkları karanlıkta,
ışık bile kendine yer bulamıyor.
utanıyor güneş,
bulutların en koyu katmanına saklanıyor.
mavi değil artık gökyüzü
Hayatı bir performans raporu sanıyoruz bugünlerde;
sürekli üretmek, sürekli tüketmek, hep önde olmak.
Durup bir gökyüzüne bakacak vaktimiz yok,
bir çiçeğin açışını bekleyecek sabrımız da.
Her şeyi rakamlarla ölçüyoruz;




-
Mustafa Arar
Tüm YorumlarÜstat, tüm şiirleriniz çok güzel. Ama Annem Şiiriniz benim favorim. Bu şiir bir şaheser.