Mavi Pelerinli Adam Şiiri - Tahsin Özmen

Tahsin Özmen
81

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Mavi Pelerinli Adam

Bazı oğlan çocukları vardır,
oyuncaklarını kırdıkları için değil,
hayat onları erken kırdığı için büyürler.
Daha bıyıkları terlemeden, sesleri kalınlaşmadan,
omuzlarına yaşlarından büyük mevsimler yüklenir.
.
Hayatı ve dünyayı,
rüzgârlar kasırgalar yiyerek öğrenir.
Dört duvarın soğuk kuytusunda üşüyen küçük eller,
ihtiyacı olan o en sıcak güneşi ancak kendi ceplerinde bulur.
.
Zemheri ayında hırkasız kalan o omuzlar,
gün gelir, koca bir gökyüzünü taşır.
(Çünkü yeryüzünün sarayları dardır onlara.)

Ben de onlardan biriydim.
.
Bir gün anladım ki
yeryüzü herkese aynı anahtarı vermiyor.
Bazıları kapıları açıyor,
bazılarıysa
Kaf Dağının arkasına kaçıyor.
.
İnsanlardan umudu kesince,
başımı göğe kaldırdım.
Çünkü yeryüzü bana yer açmadığında,
gökyüzü hiç değilse beni kovmuyordu.
Dinliyordu.

Samanyolu,
annemin başımı okşarken anlatamadığı masallardı.
Gece olunca yıldız yıldız dökülür,
omuzlarıma konardı.
.
Yıldızlar ise
gecenin delik ceplerinden dökülen umutlardı.
Her biri,
unutulmuş bir çocuğun sakladığı sır gibi parlardı.
Yolumu kaybetmeyeyim diye kapıma bırakılan bir fenerdi Kutup Yıldızı.
.
Ay,
gümüş bir tepsi gibi asılı dururdu gecelerde.
Ben onu,
bana masallar anlatan
ak saçlı bilge dedeme benzetirdim.
Ve çok severdim.
(Çünkü o da eksiliyordu.
O da bazen yarımdı.
Ve yarım kalmanın utanç olmadığını
ondan öğrendim.)
.
Güneş ise
bir babaydı hep uzakta durup,
beni ısıtmayan.

Yeryüzünde hayat benim gibiler için kâbustu.
Ben de hayatı gökte aradım.
.
Bir serçenin kanadında aradım merhameti,
bir ağacın gövdesinde sabrı.
Ağaçlarla konuştum bazen.
(Çünkü insanlar duymuyordu.)
.
Kuşlarla dertleştim,
(Çünkü insanların dili çok sertti.)
Rüzgâra anlattım içimdeki kırıkları.
(Çünkü insanlar,
erkek çocuklarının ağlamadığını sanıyordu.)
.
Yaralı ağaçların gövdelerine yaslanıp,
“Sizin de içiniz böyle acıyor mu?”
diye sordum.
Onlar kabuk bağlar,
ben susardım.
(Gövdelerindeki her çatlak,
sakladıkları bir hikâyeye benziyordu.)
.
Sokak köpekleri,
sokak kedileri kardeşlerim oldu benim.
Onların da gözlerinde
kapısından dönülmüş evlerin hüznü vardı.
.
Sokak lambaları,
herkes evine çekildiğinde
nöbet tutmaya devam ederdi.
Bana benziyorlardı.
Yorgundular,
ama sönmüyorlardı.

Böyle büyüdüm işte.
İnsanlardan bulamadığım o sıcaklığı,
Taştan, kuştan, ağaçtan, rüzgardan dilenerek.
Bir el omzuma konsun diye bekleyerek,
bir ses adımı şefkatle söylesin diye özleyerek.

İçimdeki çocuk,
oyuncaklarından çok özlemlerini taşıdı.
Giydiği görünmez hırkasının kumaşını kendi kimsesizliklerinden biçti.
Yaşından büyük yükler kaldırdı.
Ve kimse görmesin diye
gözyaşlarını gecelere emanet etti.

Sonra bir gün anladım:
Bazı çocuklar,
kendilerine açılmayan kapıların önünde bekleyerek değil,
duvarları aşmayı öğrenerek büyür.
-Bazı kuşlar,
yuvaları olduğu için uçmaz.
Uçabildikleri için yuva kurarlar.-

İşte o gün,
yaralarımdan kanat yaptım kendime.
Yokluğun öğrettiği bütün dilleri konuşmayı öğrendim.

Şimdi ne zaman
bir oğlan çocuğu görsem
avuçlarında küçücük hayaller taşıyan,
içimdeki eski çocuk başını kaldırıyor.
.
Ve sessizce fısıldıyor:
“Biz sevilmeyi bekleyerek büyüdük,
ama kendi kanatlarımızla uçmayı da öğrendik.”
.
(Çünkü bazı oğlan çocukları,
babalarının dizlerinde değil,
yalnızlıklarının sırtında büyür.
Ve onların kurduğu dünya,
gerçek dünyanın bütün yalanlarından daha sahicidir.
.
Avuçlarında taşıdıkları o sessiz gurur,
Yeryüzünün bütün yapay kurgularına, kibir abidelerine diz çöktürür.
Kendilerine verilmeyen sevgiyi aramakla geçer ömürleri.
Sonunda onu bulamasalar bile,
başkalarına vermeyi öğrenir)

Kimsesiz büyüyen çocuklar,
aslında kimsesiz değildir.
Onların başucunda ay bekler, güneş bekler, yıldızlar bekler.
Bu yüzden gökyüzüne her baktığımda
ben de kendimi kimsesiz hissetmiyorum artık.
.
Çünkü biliyorum:
Bir zamanlar kimsesizliğin ve yoksulluğun çamurundan yoğrulmuş o küçük oğlan;
.
Şimdi kendi göğünün altında duran koskoca bir adam.
.
Ve kalbinin en derin, en gizli cebinde hâlâ,
kimse görmese de,
bir avuç yıldız taşıyor.
kimse görmese de,
sırtında,
yeryüzünün hiçbir çamurunun kirletemeyeceği
sonsuz bir mavi pelerin dalgalanıyor.

*Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Karina Yayınevi, Ank,2018.

Tahsin Özmen
Kayıt Tarihi : 3.06.2026 00:08:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!