Bir çınar,
gövdesine inen ilk baltayla devrilmez.
Bir ülke,
bir şafak vakti ansızın batmaz.
Önce;
Bugünlerde zaman,
sırtımızda bir kırbaç gibi şaklıyor.
Ecel denen o kör derviş,
ölüm hırkasını giydirmek için
sık sık kapımızı yokluyor.
Pencereler;
evlerin gözü,
odaların nefesi,
yalnız ömürlerin dünyaya uzanan köprüsü,
yalnızlığın sokağa sarkan dallarıdır.
.
siz
kalabalığın içinde
bir yürüyüştünüz
ben ise
her kalabalığa
belki siz varsınızdır diye giren
sahibinin mezarı başında
aylarca bekleyen
bir köpeğin gözlerinde gördüm
sadakatin en saf hâlini
kıpırdamaksızın
Savaş baronlarının yarattıkları karanlıkta,
ışık bile kendine yer bulamıyor.
utanıyor güneş,
bulutların en koyu katmanına saklanıyor.
mavi değil artık gökyüzü
Hayatı bir performans raporu sanıyoruz bugünlerde;
sürekli üretmek, sürekli tüketmek, hep önde olmak.
Durup bir gökyüzüne bakacak vaktimiz yok,
bir çiçeğin açışını bekleyecek sabrımız da.
Her şeyi rakamlarla ölçüyoruz;
Ayakkabısı yırtık gönlü yamalı
Bir ihtiyar gördük geçerken yoldan
Selamı vardı sermaye diye, aldık
Dedik ki lokmayı bölüştüren berekettir
Bir tas su verdik içti, kendimiz de kandık o sudan
Cümle varlığı tek nefes bildik şimdi bizim
I-
ey kalbini
dünya zevki sefasına
rehin veren yolcu;
seni hangi pazar sattı
-Bazı Yörelerde Kız Çocuklarının Çörek Otu Kadar Kıymeti Yoktur-
Evet her kız çocuğu gibi
benim de
Bir babam vardı.
Çocukluğum boyunca




-
Mustafa Arar
Tüm YorumlarÜstat, tüm şiirleriniz çok güzel. Ama Annem Şiiriniz benim favorim. Bu şiir bir şaheser.