Ayakkabısı yırtık gönlü yamalı
Bir ihtiyar gördük geçerken yoldan
Selamı vardı sermaye diye, aldık
Dedik ki lokmayı bölüştüren berekettir
Bir tas su verdik içti, kendimiz de kandık o sudan
Cümle varlığı tek nefes bildik şimdi bizim
Dalımıza bir serçe kondu
Ne tahtımızı sordu
ne tacımızı
Ne adımızı sordu
ne unvanımızı
Bir kırıntı sevince kandı
Fazlasına tamah etmek kalbimize yüktür bizim
Yağmur yağdı
Rüzgâr geldi geçti
Kiminin çatısını aldı
Kiminin yüreğindeki pası sildi
Başa gelene eyvallah dedik
Gayrisi kısmettir bizim
Dünya malı dedikleri bir rüzgârın sesidir, ötesi yalan
Ne altın biriktirdik
Ne şöhretin gölgesini
Bir tanrı misafiri, bir tas su, bir selam
Dünyadan kârımız bunlardır bizim
Öğrendik ki
En hırçın dalgalar, en mağrur kayalar
Gün gelir durulur ufalanır kum olur
Gün gelir bir avuç toprak olur,
en yüksek dağlar
Kalan bir tutam alçak gönüldür bizim
Ne fayda cebindeki anahtardan
Tanrı misafirini kapı eşiğinde bekletiyorsan
Kapılar açmak için değil bazen eğilmek içindir
Ne yazar dünyaya sultan olsan
Bütün mesele haddini bilmektir,
o da ar bizim
Bazen baş eğmek boyun bükmek
başaktaki dolgunluktan olgunluktandır
Eşiği geçemeyen başın
taç taşıması neye yarar
Payımıza düşen tevazudur,
o da var bizim
Bir gün hesap günü gelir
Şaha da gelir kula da
Zamana bırakırız izlerimizi,
toprağa tenimizi
Geriye ne kalır dersen;
Üç beş kırık dökük hatıra
Bir helal lokma, bir güler yüz, bir vefa
bütün servetimiz budur bizim
Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Karina Yayınevi, Ank, 2018.
Tahsin ÖzmenKayıt Tarihi : 19.06.2026 23:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!