Sürgün Şiiri - Ay Taşı

Ay Taşı
1

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Sürgün

Dünya sürgünüm başladığından bu yana
Kim geldiyse ve kimi gördüysem anamdan da başlayarak bu güne değin
Hiç birinde böyle bir aidiyet hissetmedim.
Yanmadı kalbim bu denli ve ruhum bilmedi neden cesetten ayrı Hâlk edildiğini.
Her yerde eğreti duran bu ruh, seni rüyasında görse dâhi tutuşurdu.
Bu, bir kadının bir erkeğe yanışı değildi sadece
Ete kemiğe indirgenmeyecek, bu kadar basite alınamayacak bir şeydi.
Neden böyle bir imtihana tabii tutuldum bilmiyorum.
Senden önce de sırlı rüyalar ülkesi idim.
Tasavvufun koynunda bir çocuk ve dedemin gözdesi idim.
Ne vakit konuşsa elini göğsüme koyar; "buraya iyi bak, bak bu herşeyi hissediyor, gözü var görüyor ha" derdi.
"Bana aptal diyorlar dede" deyince de beni gözündeki şefkatle sever, senin de ilk tanıştığımız zamanlarda bana dediğin gibi "Abdaldır o, onlar bilemezler" derdi.
Hikmet saymadım hiç bir zaman bu aptal göğsü ve abdal ruhu!
Ama seni gördüğüm ve hissettiğim her yer şem' e pervane ederek yakıyor her zerremi.
Deli olmadığımı biliyorum. Akıllı da olmadığımı bildiğim gibi.
Ela gözlerindeki hüzün ve avuçlayamadığım mağrur yüzün, iliklerime düşen ateş gibi.
Onursuz değilim, sadece seni bu kadar hissetmek nefesimi kesiyor, getirip kapının önüne atıyor beni.
Ama dün gece, bilmecesini çözemediğim o rüyanın beni düşürdüğü dehşet gecesi; kalbime düşüp beni yakan, sanki sana bir şey olmuş gibi
Göğsün sıkışıyor ya da ruhun bedenini terk ediyor gibi hissedip, çarpıntıdan ve acıdan ölecekmişim gibi hissedip kapını çaldığım o an, yerin dibine soktu beni.
Yine kendi kendimi rezil etmeyi becerdiğimin ertesindeyim.
Nefes darlığının, utancın son evresindeyim.
Hem her şeyi sana bir çırpıda anlatıp göğsüne sığınmak istemenin
Hem beni sevmediğini bildiğimden köşemde, sessiz sedasız yaşlar indirmenin paradoksu içindeyim.
Ben seni ve sana ait olan her şeyi neden bu kadar derinden ve keskin hissediyorum.
Sen bir başkasını severken ve itinayla benden uzak dururken neden derin, sırlı ve ilahi rüyalar görüyorum.
Oysa ben öyle biri değildim.
Zamanla biterdi karşılığı olmayan her duygum.
Çabuk soğurdum herkesten ve her şeyden
Ama konu sen olunca kor ateşler yanıyor göğsümde
Körleşiyorum sen dışında herkese...
Eskiden nasibimdir diyordum.
Ruhum onundur, ruhu benimdir, sevdiğim, sevgilim, yakinim, etim, kemiğim, iliğimdir diyordum.
Senin beni sevmemiş olduğunun gerçeği bir tokat gibi çarpınca yüzüme." Eyvah!" Dedim.
Deli mi yoksa mariz miyim?
Benden cüzzamlıymışım gibi kaçışından ar ediyorum.
Ama ne bu kalbi, ne bu ruhu ikna edemiyorum.
Aklım ve kalbim birbirini dövüp duruyor, baş edemiyorum.
Neyimdir ki diyorum, sâhi neyimsin?
Hem kaçtığım, hem sevdiğim, hem nârım hem nurum, en kötü anlarda huzurum, ümidim, ümitsizliğim, sevdiğim lâkin sevilmediğim...
Sanma ki şikayetçiyim lâkin bunca yangına ve çaresizliğe bilmem ki daha ne kadar dayanır yüreğim.
Herkes beni demir gibi sert ve buz gibi soğuk sanırken, ben senin sevdanın ikliminde gün gün bitmekte, erimekteyim...

Ay Taşı
Kayıt Tarihi : 1.07.2026 17:22:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
ÖNCEKİ ŞİİR
SONRAKİ ŞİİR
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!