Benim içim bir kıyıydı,
Sende durmaya geldim.
Öyle çok şey birikti ki,
Sana anlatmaya değil,
Seninle susmaya geldim.
Döksem,
Kitaplar yazmamışsın,
ellerin mürekkep görmemiş,
bir gün bile
bir şiirin alnına dokunmamışsın.
Bir dizeyi
Umutsuzluğu ihraç eden bir ülkenin
Kırık kürsüleri ve suskun meydanları var;
Burada çocukların uçurtmaları tellere değil,
Verilmiş sözlerin enkazına takılır.
Fabrika bacalarından tütmez artık gelecek,
Sadece yorgun bir akşamın gri dumanı kalır.
Hatırlıyorum seni...
Evet, hatırlıyorum.
Sen o kalbimde onlarca yıldır çalan melodisin.
Hani ağzına dolanır da bir türlü sözlerini anımsayamadığın o şarkı olur ya;
Bazen hatırlar gibi olursun da dökülmez o mısralar dilinden...
Sen o şarkının nakaratısın işte.
Vakit Yok
Bize
“vakit var” dediler.
Kan sıcakken dediler,
toprak hâlâ inlerken.
Ya dayan
ya da yan—
başka bir fiil yok bu dilde.
Dayanmak,
ateşi içine gömmektir
bir ülkeyi saklar gibi göğsünde;
Yazmadım seni daha.
Tek bir kelime bile etmedim.
Ne deftere,
ne kâğıda,
ne de bir köşesine hayatın.
Umut yeşildi,
Amik ovası sabahlarında pamuk yaprağı gibi,
toprağın alnından terleyen bir inat.
Umut maviydi,
denize yaslanmış gökyüzü kadar derin,
Akşam oluyor,
şehir kendini kapatıyor
paslı bir kapı gibi.
Ben seni düşünüyorum
en yasak saatlerde.
Bakın hele şu kaskatı dünyaya,
Bizi betona gömeriz sananlara!
Bir kolumuz dışarda, bir canımız kavgada,
Biz sığmayız öyle daracık odalara,
Sığmayız bu köhne, bu paslı zamanlara!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!