"Türkü yakmak" derler Anadolu'da
Alevler içinde Sivas'ı gördüm.
Mavzer olmuş marşı halkın bağrında
Halkı için ölen Yorum'u gördüm.
Açlıktan Ölmektir eylemin Adı
Hangi keşkelerimle doğrulsam,
sırtımda paslı bir tarih,
ceplerimde eksik bırakılmış çocukluğum.
Toplum dediğin o kalabalık uğultu
beni hangi aynaya çağırdıysa
orada yüzüm yarım kaldı.
Sallandı Antakyam güneş doğmadan
Toz bulutu kalktı evden ocaktan
Çığlıklar yükseldi sanki savaştan
Sesimize ses veren bile olmadı.
Köprü başı, armutlu tuzla buz oldu
I. Bölüm – Toprağın Uyanışı
Ben düşlerimde bir ülke görüyorum,
Kökleri işçinin toprağında,
Nefesi fabrikaların bacalarında,
Yüreği kavganın ateşiyle atan bir ülke.
Bir sigara yakarım, dumanı ciğerime dert,
Tütün mü dersin, hayat mı, her neyse...
Bağımlıyım işte, itirazım yok buna.
Ama bak, bitince nasıl da fırlatıyorum yere.
Öylece, ayaklar altında kalsın diye.
Bir güzele gönül vermiş düşünde
Derin bir ah çeker garip Süleyman.
Perde iner yüreğinde gözünde
Kalbi kan ağlar durur garip süleyman.
Gezer durur hep tüm diyarları
Saat on.
Dört geçe.
Ankara
taş kesildi.
Bir halk vardı orada,
çıplak gerçeğiyle,
Bu bir savaş değil
bu, sınıf cinayetidir.
Bombayı atan belli
parayı veren belli
ölen hep aynı:
Müthiş bir sessizlik kuşanmış şehir,
Konuşsam, bu büyülü sükût dağılıp gidecek sanki...
Böyle şiir kokan bir gecede dans etmeyi yeğlerdim,
Lakin kadehimdeki son yudum bitmeli.
Camda yansıyan çehre ben değilim;
Bu şehri bana sevdiren, senin o eşsiz yansımandı.
Artık ne devrilen saksıların telaşı var evde,
ne mutfaktan taşan o kahkahalı buhar.
Çaydanlığın dili tutulmuş,
pencere pervazında toz birikiyor yavaş yavaş.
Saat konuşuyor yalnızca.
Tık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!