Bir sigara yakarım, dumanı ciğerime dert,
Tütün mü dersin, hayat mı, her neyse...
Bağımlıyım işte, itirazım yok buna.
Ama bak, bitince nasıl da fırlatıyorum yere.
Öylece, ayaklar altında kalsın diye.
Bir güzele gönül vermiş düşünde
Derin bir ah çeker garip Süleyman.
Perde iner yüreğinde gözünde
Kalbi kan ağlar durur garip süleyman.
Gezer durur hep tüm diyarları
Bu bir savaş değil
bu, sınıf cinayetidir.
Bombayı atan belli
parayı veren belli
ölen hep aynı:
Müthiş bir sessizlik kuşanmış şehir,
Konuşsam, bu büyülü sükût dağılıp gidecek sanki...
Böyle şiir kokan bir gecede dans etmeyi yeğlerdim,
Lakin kadehimdeki son yudum bitmeli.
Camda yansıyan çehre ben değilim;
Bu şehri bana sevdiren, senin o eşsiz yansımandı.
Seni sevmek, bu devasa mavinin ortasında
Kırmızı bir sandalyeye bütün bir ömrü sığdırmakmış.
Bakışların, o binanın pencerelerinden sızan bal rengi sızı,
Eski bir alfabenin unutulmuş, en harfiyen can acıtan sızısı.
Bu bina ki; gökyüzünün yırtık cebinden düşmüş bir kibrit kutusu,
İçinde sönmeye yüz tutmuş birkaç sevişme, bir tutam da sürgün korkusu.
Mutlaka gelecek güneşe hasret günler.
Bizi biz eden o duyguları alıp gelecek kızıl elleriyle.
Bizim umudumuz diri, yüreğimiz sıcak, sevdamız mavi bekliyor olacağız kızıl sabahlarda.
Yâri gördüm iki gözü hüzmeli
Geniş yüzü kara saçı Örmeli
Fistan giymiş göze çekmiş sürmeyi
Giden güzel, bakan güzel, can güzel..
Çeşme başı dolduruyor testiyi
Sabah aynaya bakıyorum,
ayna benden önce uyanmış;
gözlerimde bir başkasının uykusu,
saçlarımda rüzgârın aceleciliği.
Cebimde bozukluklar var,
Hala çığlık atıyormusun Şırnak
Bunca acıya, bunca zulme ev sahipliğin var senin.
Hacı lokmanımın yaralarını silebildinmi o sokak taşlarından?
Dicle kan akıyormu hala?
Botanda anaların çığlığı sustumu?
Cizrenin kulakları sağırlarşmadımı lokman ilk mermisini yediğinde?
Asi’dir Hatay’ın nehrinin adı
Bir başkadır orda künefe tadı
Kurtuluştur en eski caddenin adı
Tarih kokar Hatay’ın her bir köşesi.
Erzinden çıksam şu içmelere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!