Bildiğim şeyler vardı
ama bilmek yetmiyordu.
İnsan bazen gerçeği tanır,
ona ad koymamak için
bütün cümleleri feda eder.
Bugün
insan kalmak üzerine düşündüm.
Bir masanın kenarında,
yarım kalmış bir çay gibi.
Dünya dönüyor,
Özlemek bazen ölmek gibidir
Zamansız kopup gidiyor yüreğinden.
Demdir bu, yara gibidir yani
En derinde ilacı sen olan bir yara
Ne çaredir hekim ne de ilaçtır lokman.
Hatırlıyorum seni
Evet Hatırlıyorum
Sen o kalbimde onlarca yıldır çalan melodisin
Hani ağzına dolanır da bir türlü sözlerini hatırlamadığın şarkı olurya
Bazen hatırlar gibi olursunda bir türlü dökülmez o mısralar ağzından
Sen o şarkının nakaratısın işte.
İçimde bir ray tıkırtısı, her gidişle biraz daha derinden,
Her veda, kabuk bağlamış bir yaranın tırnakla sökülmesi gibi...
Nâzım gibi diyorum;
"Henüz vakit varken" diyemeden,
Kapı eşiklerinde kalmış o yarım ağızla gülümsemeler,
Gözbebeklerimize sinmiş o gurbet karası.
Sırtımı verdim zamandan artakalan taşa,
Bir ömür taşımış gibi eğik bu başım.
Göğsümde yarım kalmış bir sevinç sızısı,
Ellerimde telaş—
Denize baktım,
Ufukta kaybolan salımdım artık.
Elimi uzattım ateşe,
Kitap sustu.
"İyiyim" dedim,
Kül yalan söyledi.
Zaten ne zaman bir ışık görsem
Gölgem benden önce koşar,
Sen doğduğunda biz genç idik
Anne baba nedir bildik
Seni bizden bile çok sevdik
Canım benim güzel kızım
İdil olsun dedi annen
I. Dokuz metre kare
Duvarlar yine açık gri,
Ama bu kez renk değil bu,
Bir ses.
İçeri sızıyor, kulağımdan değil
Aralık’tı…
Takvimden çok,
insanın içi yırtıldı.
Kar değildi yağan,
kül dökülüyordu gökyüzünden
bir kentin üstüne.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!