Ağır adımlarla aheste
Sararmış olgun başaklar
Deste deste.
Bahar geçti yaz geldi.
Ne geçti aceleyle,
Eline.
Sorma bana dağlarda deli deli
Değil aklım başımda ben bir zırdeli
Elele tutuşarak uçalım diyorsun bana
Geldik uçurumun başına haydi kanatlansana
Ben Çince değil hep Türkçe konuşurum
Anlatırım anlarım soruştururum
Bön bön bakar da gözlerimin içine
Verdiği cevaplar nedense hep hince
Bir gün dağda heybeti
Aniden yolumu kesti
El uzattım ona dostum ol dedim.
Çatık kaşlarıyla iteledi.
Karşımda sanki iri ulu bir serviydi
Aldı götürdü zaman maziye
Ahşap evin güllerle bezenmiş bahçelerinde
Koşarak açtı kapıyı rüzgar
Hoş geldin haneye Hüsniye
İğneyi batırmazdı asla kendi tenine
Dilinde çuvaldızı belli ki karşıkine
Yüksek perdeden atar fazilet ükelası
Hay başımdan gitmeyen gevezenin belası
Hödüğüm benim
Masa başında
Dakika sektirmez asla aşında
Gözünün üstüdeki ince kaşında
Battıkça Battı hilal, gevrek kahkahasında
Havuz başında bir garip
Höş ağacı.
Sözleri geldi bana zehirden acı
Neden kaçtın Ardahandan be Sultan bacı
Bakmaz gözünün yaşına,
Acımaz bu nalet gacı.
Burcunda albayrak bu kale Hoşap
Su akar önünde adıdır Hoş ab.
Anlamaz dediler ondan eşekler
Pilavın yanında arkadaş hoşaf.
Layıkmıyım bilemem
İşte masamda vazo
İçinde pembe güller
Dilim varmaz
Nasıl derim
Senden güzeller.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!