Bir Gün Mısırdan yola çıktı Kleopatra
Aşdı denizleri başvura vura
Gürül gürül akarken karlı dağın suları
Geldi kurdu otağını Manavgat kenarına
Oruç bugün çok üzgün ve kederliydi
Tayyı mekanda
Bihaberdi ahfadı.
Ne yaptı Prevezada
Andrea Doryaya
Aldandı zavallı acıdık
Acıdık ama kendimize yandık
Halk şairi olan Necatiyi
Bir çuval patatese sattık.
Zatı Zülcelalden bir vedia
Hayal dağlar mekanında bir rüya
Ömrü boyunca daldı gitti zümrüt bakışları
Mağribin mavi atlasına.
Bir varmış bir yokmuş
Sokaklar hep bomboşmuş
Altın pencerelerinden evin
Bakarak ömrü dolmuş.
Geldi de çoktan geçti sararan Eylül
Savrulan yaprakları
Bir bir toplayarak deste yapıyor
Behlül.
Gözleri maviydi bir deniz gibi
Bakıp da göz kırpardı vefasız kardeşine
Altın kulelerine vurunca akşamın ışıkları
Basardı yüreğini ince bir sızı.
Destanlar yazsam da az
Ben bu karatavuğa.
Ne kış bilir ne de yaz
Çok sever vatanını
Ayrılmaz ondan biraz
Kalbimi açtım ben bulutlara
Durmadan usanmadan anlattım onlara
Dinlediler dinlediler sabırla
Geçip gittiler her biri başka diyarlara
Elindeki kaynana zırıltısından
Zaman bilmeden çalışan motorundan
Poponun altındaki tekerlekli oyuncağından
Korkarak kaçmışsa kulübemin faresi,
Farzet ki üstad, bir güzel kalaylamışsa seni
Söyle bana,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!