Cinci Hocanın hanında
Devenin hamutunda
Pilavın ta ucunda
Hayret etti Zaferan.
Prunella
Seni o gün kırlarda
Üstünde mor elbisenle
Görünce çarpıldı Bella.
Haykırdı dağlara taşlara, inletti etrafı
Beru gel beru, Brunella.
O ne ince fikirler, mısralarda o ne tad
Çoşuyor yüreğim sanki takınmış kanat
Sen övgüye layıksın.
Bırak da elini öpeyim üstad.
O ne çalışkan tavuktu kendi alaca sarı
Her gün çift yumurtlardı, çatlardı kocakarı
Hasetle seyrederdi onun eşinmesini
Gizlice gider, usulca doldururdu eteklerini.
Sordum sana ben aşkın ne kadar ulvi
Hayretle baktın yüzüme zuli zuli
Geçmemişşin o imbikten ey güzel
Senin Aşk dediğin zir-ü zeber.
Kıvrım kıvrım dudaklar
gonca güle benziyor
Siyah gözler üstüne çatık kaşlar
O asil çehrene çok yakışıyor.
Kıvrım kıvrım elvan elvan yapraklarında
O nazik ince parmaklarında
Çehrende, sesinde, bakışlarında
Nazargah-ı ilâhiyle
Tecelli etti Cemal
Ulan Usta
Böyle baklava mı olur
Git de Antepe
Öğren bu işi yapmasını
Tepe tepe.
Bir gün sarmancık kırlara çıkacaktı
Bu ne işlek caddeydi, nasıl geçecekti
Adımını henüz attı ki yola
Hız tutkunu zalim Kaya direksiyonda
Bakmadı sağa sola
Ezdi geçti sarmanı, postunu serdi yola.
Dağları bekleyen bir tek o kaldı
Kıvrım kıvrım dolanan yollarında
Belki de çoktan terkedilmiş kayalarında
Tek kolllu o cengaver kaldı.
*




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!