Bir gün sabahın erken saatlerinde
Dolaşırken sabırlı kaplumbağa yerde
Aksetti yüzüne parıltısı güneşin
Bildim seni tatlım, çimenlerdeki jale.
*
Sarı benizli bu çocuk
Avucunda mavi boncuk
İçini çekerdi hep acı acı
Önünden geçerken kağıt helvacı.
*
Bilmem ki dudaklarımdan
Hangi kelamlar çıkar.
Keskin bir kılıçtır kimi;
Kimi,yaralar sarar.
Ağız benim,dil benim
Gönül benim,kalb benim,
Selamın geldi Kafdağından
Anka kuşunun kanadında.
Bilmedim kıymet diyemezsin
Yolun düşsede Irak ı Firaka
İki saksağan öyle mesut ki
Kıskandı onları şeytan ruhi
Kısacık boyuna bosuna bakmadan
Kuyruklarını kesmeğe yeltendi.
*
İki çay söyledim yalnız odamda
Sahra gibi dümdüz olan masamda
Birinin sahibi bendim amma
Diğer olmayan arkadaşıma.
Saat 17 00
Bekleye bekleye o kuyrukta
Kursağında olmayan lokmasıyla
Bir de o şiş göbeğin arkasında
Ömrü bitti.
Bu baharda yine
Bahçelerde sessizce
Doldurdu rayihasıyla mehtaplı geceleri,
Mütevazi ve mahcup iğde.
Mühür vurulmaz ona, candan
Yedi yavrusuyla alıngan.
Hakaret edip tekmeliyorlar onu
Neden oldun söyle;
Böyle doğurgan
Ne kadar da tatlı
O bal akan dili,
Ağlar yalandan gözleri
Saklayamaz fakat
Kalbinin hiç sevmediğini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!