Sazımız asılı kaldı duvarda
Unuttuk kalbimizin nağmelerini
Diz vurarak titretirken yerleri
Rakkase ettiler her birimizi
Kızarmıştı bir yanı nar gibi
Lapa lapa bu karda kara sobanın
Yanibaşındaki beyaz posteki
Burma bıyıklı sarı sarmanın
İşleri de kellesi gibi küçük
Sırtında taşıdığı çiftesi çürük
Tavşanlar savaşının galibi
Kıymeti kendinden menkul bir hödük.
O ona hıyar dedi
Alındı seninki
Meğer salatalıkmış
Nereden bilirdim ki
Samerra şehrinde yıkık minare
Türkmeni arıyor, artık ne çare
Coninin postalı mabed içinde
Bir taşa oturup ağlasaydın sen.
Kolan vuruyor bahçede
Bazen tepede bazen yerde
Kızmış bu sancak beyi
Bayrağı dikmiş her yere.
Bir gün sandalcı Şakir
Bana Höt dedi
Kürekler inerken suya
Gecenin mehtabı yakamozlarda
Büyülü sandı ruhum
O dalgalı denizi
Safdil kardeşim benim
Bak seni kandırdılar
Duvara çamur attılar
Titredi yavru yetim.
Söyleyemediği sözleri Safiyenin
Beceremediği, aşka dair,
Nereden okuyacak ki gözlerinden
Sevdiğini Zahir.
Balkonuma vurmuş sabah güneşi
Ne kadar da pembe sardunyamın neşesi
Aydınlık huzmeleriyle haneme
Hoş geldin sabah güneşi.
*




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!