Tadı kalmadı unun ne de hamurun
Gözümde tütüyor Somuncu Baba.
Ne zaman elleri değdiyse ona
Çıka geldi zalim torunun.
Ağır ağır zevale yaklaşırken güneş
Solgun yapraklarında sonbaharın
Ebedileşti sandım ruhumda
Geçmiş hatıralarını hayatın.
*
Sen sınırlarda
Elinde silah
Geceyi delerken keskin bakışlarınla
O kahraman oldu
Masa başında.
Yüzünde sahte tebessümü
Niyeti gizli
Görünse bile bir dost
Gözlerinden belli
O bir sinsi
Sağır Ruhinin kulakları
Duymazdı,
mühürlü
Gözleri görmezdi onu sanki
Kördü.
Simsiyah bir gecede
Başını eğdi de utandı yılan
Herkes benden korkardı, ne yalan
Süründüm süründüm senelerce de
İki ayak üstünde tahtımı yıkan.
Anlattı da ağlattı.
Yaşları boncuk boncuk aktı
Çok utanırdı eskiden beri
Onu utangaçlığı yaktı.
Ezanlar okunurken minarelerden
Bir ses çağırır ruhumu derinden
Koş ebediyete koş durmadan derken
Nasıl koşmam gülüm ufkumda sen varken
Hu hu lara karışmış kumrular
Onlardan güzeli yok.
Sabah yeni uyanmış
Henüz mahmurdular.
Vafi ve ben onlara selam verdik
Öperek gözlerinden geçtik gittik.
İşi gücü kahve köşelerinde
Çevirmek devirmekti boş günlerinde.
Önüne gelen taşı,
Kaldırmasa da yerden
Kurtarırdı vatanı
Sandalyesinden.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!