Elem yok, O var
Kapısı çok, O yar
O’dur halik, O’dur malik
O’dur melik, El cebbar
Ömrünü siper eder, yılları devirmiş olursun.
Neler yaralamış seni, hiç farkına varmadan…
Ne dolaplar dönmüş ardında, bilmeden;
Ne mevziler atlamışsın,
Ne kurşunlar yemişsin—
Bundan kime ne?
Ahmet Rasim Sokak’ta eski bir konak
Varlıklı bir ilçede yokluğu açılan iki pencere
Sığınmıştı beş parasız beş öğrenci
Cepleri delik,
yürekleri yangın yeri.
Küfür tek millettir; rengi yok, bayrağı yok
Dünyaya illettir; dengi yok, durağı yok
Ne doğu tanır ne de batı; zulümde birleşir
Zulmün sonu hüsrandır; ateşinde körleşir
Yıldız olup vardın en yüce mertebeye
Kutlu zafer izharındır şehidim
Melekler yoldaşın peygamberler komşundur
En büyük nimetler mazharındır şehidim
Meşhedin diriliştir sonsuzluk yurduna
Hakk senin medarındır şehidim
Ölüm mutlak hakikat gerisi bomboş
Kibir başa geçince akıl kalır başıboş
Günde beş vakit
Namazdır namaz
En yüce akit
Namazdır namaz
Seherde uyan
Ne güzelsin tevekkül düşen yağmur gibisin
Islanan topraklarım hayat bulur seninle
Yangın vuran dalımda körpe tomur gibisin
Yeşerir yapraklarım sıhhat bulur seninle
Zifiri karanlıklar aydınlanır, ardından
Kimsin sen bilemedim
Sırrına eremedim
Senden de geçemedim
Oy gönül, gönül, gönül
Oy gönül gönül gönül
Duvarlar sararır akşam olunca
Umut tohumları yatar gönlümde
Karanlık dağılır güneş bulunca
Yemyeşil yapraklar açar ömrümde
Gariplik dökülür omuzlarımda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!