Kaderin karanlık merdivenlerinden düşen su sesi
Kim toplar göklerin tenha avlularında?
Ey gecenin sonsuz kubbesine yükselen feryadım,
Haykırsam, yankımı duyar mı yıldızlar?
Elleriniz uzanır mı bir uçurumun kıyısında
Titreyen yağmur damlasına dokunur gibi?
Yoksa gözyaşlarım,
Kaybolmuş meleklerin kanatlarından süzülen
Adsız bir nehir gibi mi akıp gidecek?
Bir Arguvan türküsünün insan ruhunu
Kendi içine bu kadar sürüklediğini
Nerden bilecektim;
Kelimelerin bazen nefessiz kalıp öldüğünü
İçimde kapanmayan bir kapı, ardında gölgem
Düşüncem, zihnimde hapis yorgun bir mahkûm
Bu acı düşmeden yüreğime,
Dünya daha küçüktü;
Ufuklar daha sessiz, gölgeler daha merhametli.
Bir cennet var, biliyorum; içimde bir ezel sızısı,
Ne haritada izi var, ne gözle görülür.
Kulaklarımda meçhul bir nida
Bir yer ki; ruhumun, kendini aradığı baba diyarı
Yaklaştıkça uzaklaşan, uzaklaştıkça çağıran...
Bir kapı gıcırdıyor, bir perde aralanıyor ansızın
Duyuyorum, hissediyorum, yaşıyorum…
Tam söyleyeceğim; boğazımda bir düğüm
Sanki dil, taşıyamıyor kalbimin yükünü.
Sanki söyleyeceğim şey, sığmayacak dünyaya
Ve ben, kendi sesime sürgün bir adam gibi,
Suskunum, divaneyim, biçareyim, konuşamıyorum.
Kayıt Tarihi : 14.06.2026 09:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Denizli




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!